OKAN MÜDERRİSOĞLU
Almanya’nın ikilemi... Ankara’nın dostluk eli
Yarın, Almanya'nın Ankara Büyükelçiliği'nde "milli gün resepsiyonu" var. Davete katılım profili iki ülke ilişkilerinin geleceği bakımından önemli. Geçen yılki resepsiyona siyasi düzeyde katılım olmamıştı. Bu yılki sinyaller, davete mesaj yüklü icabet olacağını gösteriyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun yakın zamanda Alman mevkidaşı Sigmar Gabriel'le yaptığı son telefon konuşmaları da dikkate alındığında, Almanya'nın seçiminin ardından yeni bir dönemin kapısının aralanması muhtemel. Lakin bu, sanıldığı kadar kolay gerçekleşeceğe benzemiyor. Yani... "Almanya'da seçimler bitti. Seçim ortamında birtakım sözler edildi. Şimdi ileriye bakma zamanı" denecek kadar pembeleşen bir tablo yok ortada.
"Ne alaka?" diye sorulduğunu duyar gibi oluyorum. Konu şu...
Almanlar; medya, sivil toplum ve istihbarat imkânları ile Türkiye'deki referandum sürecine açık ve örtülü biçimde müdahil oldular. Haliyle bu durum Ankara'nın ciddi tepkisini çekti. Almanlara göre, Türkiye de bilhassa Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Alman seçimlerine taraf oldu. Türkiye kökenli Alman seçmenlere çağrıda bulunarak, sandığın kimyasını etkiledi!
İşte Almanya'nın ikilemi de burada başlıyor ve bitiyor. Seçimden önce, 2019'a kadar Türkiye ile uğraşmayı, Erdoğan'ı hedef göstermeyi, yaptırımlar uygulamayı ve AK Parti'nin gücünü kırmayı düşünen ve bunu bir takvime bağlayan Almanya varken seçimden sonra kendi eliyle büyüttüğü canavarla başa çıkmak zorunda kalan ve Türkiye'ye daha fazla ihtiyaç duyan bir Almanya var.
Bakalım, aklıselim mi galip gelecek, 2019'a kadar inatlaşma mı sürecek? Bu aşamada şu kadarını söylemekle yetineyim... Ankara, Almanya'yı iyi bilen siyasi ve sivil isimler üzerinden Berlin'e dostluk elini uzattı. Almanya için sıkılı yumruğunu açma ve uzatılan eli sıkma dönemi!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.