OKAN MÜDERRİSOĞLU
Ankara’daki TÜSİAD... Ve 2026’nın öncelikleri...
Büyük fedakârlıklarla yürütülmekte olan "dezenflasyon programının" kritik eşiğinin 2026 yılında aşılacağı iyice netleşiyor. Bunu nereden biliyoruz? Bütçenin tümü üzerinde TBMM Genel Kurulu'nda yapılan müzakerelerden… Bilhassa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 56 sayfalık konuşma metninin satır aralarından...
Sn. Yılmaz'ın anlatımıyla...
Buradaki "fiyat yapışkanlığı" meselesine özel olarak eğilmek gerekiyor. Neden? Çünkü, ekonomik programın işaret ettiği ve güçlü şekilde arkasında durduğu fiyat değişimi eğilimi ile piyasanın bu değişime karşı gösterdiği direnç, 2026'yı test yılına dönüştürmeye aday da ondan!
Ne demek istediğimizi biraz daha açalım...
Enflasyonla mücadele reçetesinin, dar ve sabit gelirliler ile reel sektörün özverisine yaslandığı açık bir gerçek.
Buna karşın...
Zira "Para politikası sıkılaştığında bile enflasyonun hızla düşmesine yetmeyebiliyor!" Nitekim son dönemde Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın, olağan iletişim politikası standardını da aşan seri mesajlarını, biraz da bu faktöre bağlamak sanırım yanıltıcı olmaz!
Bu vesileyle, TÜSİAD'a da ayrı bir başlık açmak isterim.
Geleneksel olarak yılın son Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nı Ankara'da yapan TÜSİAD yönetimi bu kez Merkez Bankası Başkanı'nı ana konuşmacı olarak misafir edecek. Elbette ne kadar iddialı beyanatlar verirse versin Başkan Karahan da arkasındaki siyasi iradenin farkında olarak muhataplarına bir çerçeve çizmekte.
Ayrıca TÜSİAD kanadı da genel siyasi ve ekonomik görünüme dair ayar verme alışkanlığı yerine bu kez özeleştiri vermeyi de gündemine almalıdır. Kuşkusuz eleştireceği konuları, endişe duyduğu hususları dile getirecektir. Ancak bunu, iktidara örtülü operasyon çağrışımı ile icraya teşebbüs etmesinin vakti de modeli de geçmiştir. Gelecek adına teşvik edici, elini taşın altına uzattığı somut projelerini paylaşmasını TÜSİAD'dan beklemek, her vatandaşın hakkıdır. Üretimdeki payı, öncü rolü, ödediği vergi, yaptığı ihracat TÜSİAD gibi bir organizasyon için gerekli ama kanımca artık yeterli değildir. TÜSİAD, eğitim-sanayi iş birliği ve Terörsüz Türkiye'nin "topluma kazandırma" boyutları başta olmak üzere inisiyatif alacağı başlıkların, günün sonunda hükümete yarayacağı gibi bir korkuya saplanıp kalmamalı, ufuk açıcı hamlelerden kaçınmamalıdır.
***
Dijital ve yeşil dönüşümü merkeze alan, yüksek teknoloji içeren yatırımları cesaretlendiren, emek yoğun sektörleri ve KOBİ'leri gözeten, toplumun en kırılgan kesimlerini himaye eden politik önceliklerin gelecek adına umut ve güven verdiğini söyleyebiliriz.
Bu noktada ana soruna yine değinmekte, enflasyonu kalıcı biçimde tek haneye indirme çabasına ilişkin vurguları özetlemekte de fayda var…
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.