OKAN MÜDERRİSOĞLU
Kapatma davası açılan ‘lâiklik karşıtı eylemler’ ve bugün!
Gelin birlikte hafızalarımızı tazeleyelim... Sıcak tartışmaların yakın tarihteki köklerine inelim.
Şimdi sıralayacağım şu üç tarihi karar, sizce bugün bir gerilim kaynağı mı? Çoğu kez siyasetçinin önünde giden bu aziz millet, kendi içinde çözdüğü hatta içselleştirdiği konuların geç ve güç de olsa anayasal, yasal ve idari çözümlere kavuşturulması ile gerçek manada rahatlamadı mı? Siyaset kurumu, bilhassa CHP'yi önüne katıp sürüklemeye uğraşan kimi "ideolojik yobazlar" hariç, toplumun büyük bölümü milletin özündeki gerçekliği nihayet kabullenmedi mi?
Madde 1: Üniversitelerde başörtüsü serbestisi tanınması.
Madde 2: İmam hatip lisesi mezunlarının üniversiteye giriş sınavlarında katsayı adaletsizliğinden kurtarılması ve akranları ile yarışta eşitlenmesi.
Madde 3: Kamusal yani resmi alanda görev alacaklar bakımından başörtüsü yasağının kaldırılması.
Allah aşkına, bir dönem kıyamet kopartılan yukarıdaki üç gelişmeden sonra, milletin vicdanında taşlar yerli yerine oturmadı mı? Devlet-Millet kaynaşması dediğimiz, özlem duyduğumuz ideal yaşatılmadı mı? Veya "Lâiklik elden gitti mi?!"
Ama bundan 18 yıl önce, şu bahsettiğimiz üç madde kapsamında bu ülkede iktidardaki partiye "lâiklik karşıtı eylemlerin odağı olma iddiasıyla" kapatma davası açılmadı mı?
***
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müellifi olduğu genelgenin başlığı...
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri." Hangi ölçüler konuluyor o metinde?
Bu çerçeve, öğrencilerin kişisel alanına saygı gösterilmesi, faaliyetlere katılımın zorunlu olmaması, başkalarının inanç ve tercihlerine müdahalenin önlenmesi gibi duyarlılıkları dikkate alıyor mu? Evet!
Yasal karşılığı ve sağlam temeli var mı? Ona da evet!
Dün, AK Parti grup toplantısında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi...
Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği bu kırık çizgi, "Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı malûm bildiri ile yeniden ete kemiğe büründürüldü. Erdoğan'ın, "Lâiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin, neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin" çağrısı da gösterdi ki...
30. yılına yaklaşan ve bin yıl süreceği söylenip tarihin çöplüğüne gömülen 28 Şubat zihniyetinin hortlatılması söz konusu! Bununla da yetinilmeyip, "...laik ve bilimsel eğitime yönelik müdahaleleri meşrulaştırmaya çalışan gerici bir azınlığın talepleri doğrultusunda..." diye bir tür muhtıraya teşebbüs edilmesiyle de karşı karışayız!
Bu şartlar altında, Bakan Tekin'in, "Yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede, Ramazan konusunda hassasiyeti bu kadar yoğun yaşayan kişilere 'gerici azınlık' deme cesaretini gösteriyorlarsa ben de bunu yargıya taşımakta mükellefim!" duruşunu saygıyla karşılamak gerekir.
Ve son söz...
Bu aşamada ve gelecek adına...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin tanımlamasının altına imzamızı atıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti devleti;
İnançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği "laik devlet" yapısına dayanmaktadır.
Nokta.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.