OKAN MÜDERRİSOĞLU

10 Mart 2026, Salı

Stratejik Sürüklenme!

Your browser doesn’t support HTML5 audio

ABD ve İsrail, İran'a karşı "zorunlu olmayan ama tercih edilmiş" bir savaşa girdi. Şimdi bedelini bölge ülkeleri ile birlikte küresel sistem de ödemeye başladı. Biz önce, bu kirli savaşın Türkiye'ye dönük güncel ve sıcak yüzüne bakalım, sonra "çıkış stratejisi belirsiz savaşın" yayılma ve savrulma biçimine odaklanalım.
Tarih, 4 Mart 2026. Tahran-Meşhed arasındaki Damgan kentinden ateşlendiği değerlendirilen İran'a ait balistik füze Doğu Akdeniz'de görevli NATO unsurları tarafından imha edildi ve parçaları Hatay'a düştü. MSB, açıklamasında, "...Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz!" vurgusuna yer verildi.
Tarih, 9 Mart 2026. Yine İran'dan fırlatılan füze, bu kez Gaziantep üzerinde vuruldu. MSB açıklamasında tepkinin dozu yükseltildi ve "...Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağını bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye'nin bu yöndeki uyarılarına riayet edilmesinin herkesin menfaatine olduğunu hatırlatıyoruz!" denildi.
Unutmadan... İran merkezli radar izleri, füze yönlendirmesinde ciddi hareketlenmeyi işaret ediyor. Ve maalesef Türkiye'yi tehlikeli bir oyunun içine çekme kurgusundan izler taşıyor!

***

Başta değindiğim gibi ABD, diplomasinin tüm araçlarını ve caydırıcılık gücünü tam manasıyla kullanmadan askeri seçeneğe yöneldi. Savaş, can kayıpları ve ektiği nefret tohumları yanında enerji fiyatları ve bölgesel istikrarsızlık gibi maliyetleri de hızla büyüttü. Şu an için askeri üstünlük elde edilse bile ABD ve İsrail açısından "azalan getiri döngüsüne" girildi. Gelinen aşamada bilhassa Amerikalılar için "Stratejik Sürüklenme" dönemi başladı!
Konu şu:
Bir askeri operasyonun, başlangıçta ifade edilen sınırlı hedefleri zamanla genişler, giderek daha büyük, karmaşık bir göreve dönüşürse, orada işler karışıyor.
Gelin bu stratejik sürüklenme meselesini İran'a açılan savaş bağlamında masaya yatıralım...
1- İlk açıklanan hedefler sınırlıydı:
İran'ın nükleer kapasitesini ve balistik füzelerini yok etmek.
2- Operasyon yeni hedeflerle başladı: İran'ın rehberi, Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü.
3- Görev tanımı genişledi: İran'da iç karışıklık ve rejim değişikliği amaçlandı.
4- Operasyonun kapsamı büyüdü: Askeri altyapıyı aşan tesisler, sivil hedefler bombalandı.
5- Savaşın karakteri değişti: İran'ın yeni rehberinin de öldürülmesi, ülkenin bölünmesi konuşuldu.
Kısacası...
"Çıkış planı belirsiz" olan bu savaş, İsrail azgınlığı ile giderek sertleşti. Örneğin; İsrail'in, İran'daki enerji ve su depolarına saldırıları, İran'ın da İsrail ve Körfez ülkelerindeki rafinerileri hedef almasıyla savaş, "nerede durulacağı bilinmez" hale geldi.
İlginçtir, ABD tarafı İsrail'in Tahran'daki yakıt ve su depolarını vurmasına tepki gösterdi!
Gelişmelerin İran'da rejime karşı tepkiyi azaltıp milliyetçi dayanışmayı artırabileceğini gördü.
Bölgesel enerji krizinin tahminlerin ötesinde büyüdüğünü fark etti.
Savaşın kontrolden çıkma riskini göze alamayacağını anladı!

***

Tarihi gerçekler de gösteriyor ki...
Birçok savaş başlangıç hedeflerinden çok daha büyük çatışmalara dönüşmüş. Bugünkü savaşın da duracağı net sınır belli değildir. Kaldı ki ABD ve İsrail'in halen kazandığı taktik başarının, stratejik istikrar üreteceğini varsaymak da ham hayalden ibarettir.
Tekrar, İran'dan ateşlenen ve Türk havasına giren balistik füzelere dönecek olursak...
Her ne kadar ABD varlıklarının hedef alındığı söylense de Türkiye'nin egemenlik sınırlarına meydan okuma niteliğini kazanan bu tehdidin kolaylıkla geçiştirilmesi artık mümkün değildir. Evet, İran'da mozaik biçimde ve otonom hareket eden komuta kademesi iç hiyerarşiden ve siyasi otoriteden kopmuş vaziyettedir. Lâkin füzelerin ateşlendiği nokta bellidir. Bu bölgesel yayılma riskini tetikleyenlere "Derhal dur denmesi!" gerekmektedir. İran'ın kapalı devre iletişim ağı, sivillerin arasına karışarak kamufle olan askeri unsurları gerekli talimatı alacak durumdadır. Daha da önemlisi yaptığının farkındadır!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.