OKAN MÜDERRİSOĞLU
Terörsüz Türkiye için ortak dili konuşmak!
Sizi, önce Haziran 2015'e götürmek istiyorum... Orta Doğu'da haritaların yeniden çizilmek istendiği, emperyalist plânların Türkiye için ciddi milli güvenlik tehdidi oluşturduğu şartlarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yaptığı çarpıcı açıklamayı birlikte hatırlayalım:
"Tüm dünyaya sesleniyorum: Bedeli ne olursa olsun, Suriye'nin kuzeyinde, Türkiye'nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz!"
Bu mesaj, bugünlerde yeniden dolaşımda...
Sebebi çok açık.
Suriye'deki SDG/YPG yapılanmasının feshedildiğinin ilân edilmesi üzerine İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde sergilenen kararlı duruşa atıfla bir paylaşım yaptı. Altı özellikle çizilmesi gereken cümlesi, Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge çabası bakımından manifesto niteliğindeydi...
Böylece, aradan geçen 10 yılı aşkın sürede verilen büyük mücadeleden sonra, unutulmaması gereken hususlar bir kez daha kayda geçmiş oluyor:
***
Zaten mesele de burada. Zira..
Önümüzdeki aylar, "hassas kavramlara benzer anlamları yükleme, ortak dili oluşturma, gel-gitler içinde bocalamadan ileriye doğru adım atmayı" gerektirecek.
İşte bu nedenle...
Terörsüz Türkiye için Cumhurbaşkanımızın Ahlat'taki şu sözlerini, "devletin taahhüdü" olarak not edelim ki... Sürecin diğer tarafının takındığı tutum, seçtiği dil ve ulaşmaya arzuladığı menzil bağlamından söyleyecek sözümüz kalsın.
Erdoğan önceki günkü beyanında, güvencesiyle birlikte şu tespitlerini sıraladı:
Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu'nun ilk toplantısından sonra Terörsüz Türkiye ideali için, "... Türkiye Yüzyılı'nın en büyük yapı taşlarından biri olarak ülkemizin iç huzurunu ve toplumsal bütünleşmesini pekiştirecek ve aynı zamanda sınır ötesindeki istikrarsızlıklara karşı bölgemizi bir barış, refah ve güven havzası haline getirecek" denildiğini belirtelim.
Gelelim bam teline...
Şahıslara ve sıkıntılı özgeçmişlerine takılmasak dahi...
"Etnik milliyetçilik" noktasında bir değişim yaşanıp yaşanmayacağını yakından takip edeceğiz! Terör yoluyla ulaşılamayan bölücü hedeflere demokrasi kılıfı altında ulaşma niyeti olup olmadığını gözleyeceğiz. Kabul edelim ki... Yıllar içinde kemikleşen Kürt milliyetçiliği damarını temsil eden ve o kimlikle dağdan dönen, cezaevinden çıkan insanların Türkiye ile bütünleşmesi kolay olmayacak, ayak sürüyenler de çıkacak.
Hatta... Yeni anayasa zeminini, fırsata çevirmek isteyenler ile hakiki manada anayasal vatandaşlığı benimseyenler de farklılaşacak.
Yetmedi... Sadece ırk, dil, din, mezhebi önceleyen buna karşın milleti oluşturan ortak değerleri koruyor görüntüsü altında ayrışma aracına dönüştürenler de açığa çıkacak.
Özetle...
Türkiye için yüreği titreyen vatandaş bağlılığı ile Türkiye'den bir şeyler koparmayı aklının bir köşesinde tutan yapay bağlılığın büyük mücadelesi tüm gayretlerin yönünü belirleyecek...
Biz yine de "Niyet hayır, akıbet hayır olsun" diyenlerdeniz!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.