NEBİ MİŞ

30 Mart 2026, Pazartesi

Derinleşen krize karşı hakikati koruma sorumluluğu

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Geçtiğimiz iki gün boyunca Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi, İstanbul'da gerçekleştirildi. İletişim Başkanlığı ve Başkan Burhanettin Duran'ın ev sahipliğinde düzenlenen zirvenin bu yıl teması; "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" üzerineydi.
37 ülke ve 5 uluslararası kuruluştan 159 üst düzey ismin katıldığı zirvenin amacını İletişim Başkanı Burhanettin Duran üç başlıkta özetledi. İlki, cumhurbaşkanımızın vizyonunu ve Türkiye'nin meselelerini dünyaya anlatmak. İkincisi, kendi hikayemizi anlatırken bu hikayeye diğer ülkeleri de dahil etmek. Üçüncüsü ise, söyleyecek sözü olan, mevcut sistemin sıkıntılarından rahatsız olan ve yeni bir ses getirmek isteyenler için bir platform oluşturmak...
Cumhurbaşkanımızın video konferansla hitap ettiği zirveye, cumhurbaşkanı yardımcısı, dışişleri bakanı, MİT başkanı başta olmak üzere Türkiye'den üst düzey bir çok isim katılarak dikkat çekici konuşmalar gerçekleştirdiler. Dünyanın içinde bulunduğu hakikat krizini kendi bakış açılarından anlattılar. Çözüm konusunda çeşitli öneriler getirdiler.
Zirve boyunca yapılan sunumları ve tartışmaları yerinde takip eden biri olarak, öne çıkan temaları, dünyadaki son yıllarda bu konularda devam eden tartışmaları da dikkate alarak, analiz etmeye çalışayım.
Mevcut küresel sistem, yalnızca bildiğimiz savaşların ve çatışmaların yaşandığı bir dünya değil. Anlatılar ve algılar üzerinden yürüyen sert bir rekabet var.
Bugün dünyanın en önemli problemlerinden biri, hakikat krizi. Bilgi bolluğu, hakikate ulaşmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyor. Enformasyon yığının katlanarak çoğaldığı bir dönemde veri artarken, anlam azalmakta ve hakikat kaybolmakta.
Hakikatin aşınmasıyla birlikte, gerçeklik kolaylıkla manipüle edilerek yeniden üretilmekte ve güç mücadelesinde araçsallaştırılmaktadır. Nihayetinde, gerçeklik eğilip bükülen bir metaya dönüşmektedir. Böylece enformasyon silahlaştırılarak kritik bir güç unsuru haline getirilmektedir. Bu yeni savaş türünde, tanklar ve füzelere kadar, hikayenin kurgulanması ve yayılması da etkili hale gelmiştir.
Örneğin, hepimizin yakından takip ettiği, Gazze soykırımı, Ukrayna- Rusya ve İran, İsrail-ABD savaşında askeri çatışmalar kadar, küresel anlatılar da çarpışmıştır. Savaşın hangi bağlamda çerçevelendiği, içeriğin nasıl hikayeleştirildiği ve hangi platformlarda dolaşıma sokulduğu küresel algıyı belirlemede etkili olmuştur.
Sosyal medya platformları, algoritmalar ve yapay zeka destekli içerik üretimi, hakikat krizini derinleştirmektedir. Bilginin üretim ve dolaşım hızı katlanarak artsa da, bu hız, doğrulama süreçlerini zayıflatmakta, manipülatif içeriğin yayılmasını kolaylaştırmaktadır.
Algoritmaların, doğru bilgiden çok, en çok dikkat çeken içeriği öne çıkardığı biliniyor. Yüzyıllardır tekrar edilegelen , "garip olan şeyler çabuk şöhret bulur" sözü, bugün algoritmaların temel belirleyicisi haline gelmiştir.
Bugün tüm dünya şu hakikatin farkındadır: Duygusal ve kutuplaştırıcı içerikler daha hızlı yayılmakta, sansasyonel anlatılar daha görünür olmakta ve doğrulanmış bilgi rekabette geri kalmaktadır. Bu yıl beşincisi düzenlenen, Stratejik İletişim Zirvesi dolaylı ya da doğrudan, dünyada giderek bir krize dönüşen hakikat kaybına, doğru bilgiye ulaşma zorluğuna, dijital çağda dezenformasyon ve algoritmik manipülasyonun bir rekabet aracı olarak kullanılmasına dikkat çekmektedir. Anlatılar ve algılar üzerinden şekillendirilmeye çalışılan dünyanın yön ve yönelimi ile ilgili bir farkındalık oluşturmaya çalışmaktadır. Hakikat krizine karşı, stratejik iletişim giderek daha önemli hale gelmektedir. Hakikatin savunulması aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olarak görülmelidir. Bu sorumluluk, bireylerin bilgi tüketiminde bilinçli olmasını, devlet ve kurumların güvenilir bilgi üretimi konusunda daha güçlü mekanizmalar geliştirmesini ve medya-teknoloji platformlarının algoritmik manipülasyon ve dezenformasyonla mücadeleye katkı vermeyi benimsemelerini kapsamaktadır. İçinde bulunduğumuz yapay zeka çağında, "hakikati kim koruyacak" sorusu, giderek daha fazla anlam kazanmaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.