NEBİ MİŞ
Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınacak
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın heyeti ile birlikte New York'tayız. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkevi diplomasinin merkeziydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her eylül ayında New York'a gelmesini sadece BM zirvesine katılma olarak görmemek gerekir. Bu tür büyük katılımlı zirveler liderler için görüşmeler açısından bir fırsat ve imkân ortaya çıkarıyor. Bir yılda, farklı ülkelere zaman ayırarak yapacağı görüşmeleri birkaç güne sığdırabiliyor.
Özellikle 2021'de Türkevi'nin BM'nin hemen yanında inşa edilmesi ikili görüşmelerin sayısının artmasına imkân veriyor. Çünkü zaman daha tasarruflu kullanılıyor. Aynı zamanda hem etkinlikler hem de bakanların muhatapları ile görüşmesi bağlamında Türkevi kolaylık sağlıyor.
***
Gelecek yıllar için aynı çizgiyi sürdüreceğini konuşmasının sonunda, vurucu ifadelerle bir kez daha şu sözlerle dile getirdi.
"Tayyip Erdoğan olarak; vicdanıyla, tarihiyle ve merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak Rabb'im ömür verdikçe bu kürsüden mağdurların ve kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların sesi olmaya, onlar için konuşmaya ve mücadele vermeye inşallah devam edeceğim. Biz gerekirse sıkıntı çekeriz, gerekirse bedel öderiz ama haksızlık karşısında susmayız. Zulme asla rıza göstermeyiz."
Geçen yıl, BM Genel Kurul toplantıları İsrail'in Filistinlilere uyguladığı soykırımın gölgesinde geçmişti. Gazze'de ateşkese ulaşılsa da hâlâ zulüm devam ediyor. İsrail sorununa bir çözüm bulunamadı. Erdoğan yine önceki yıllarda olduğu gibi konuşmasının önemli bir kısmını İsrail sorununa ve Filistinlilerin geleceğine ayırdı. Mahmud Abbas iki yıldır BM kürsüsünde konuşturulmasa da, Filistinlilerin haklarını savunmaya devam edeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM sisteminin yapısal adaletsizliğini reform önerileriyle gündemde tutmaya devam etti. 2005'te daha demokratik ve temsil gücü yüksek bir BM talebiyle başlayan söylem, 2009'da Güvenlik Konseyi reformuna, 2014'ten itibaren de "Dünya beşten büyüktür" doktrinine dönüştü.
"Dünya beşten büyüktür" tezi artık yalnızca Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği bir itiraz olarak görülmüyor. Küresel Güney'den orta güçlere kadar genişleyen bir temsil, etkinlik ve meşruiyet tartışmasına dönüşmüş durumda.
Erdoğan'ın konuşmasında dile getirdiği "Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacak" uyarısı böyle giderse gerçekleşecek gibi. BM'de tüm liderler konuşmalarında sorunu tanımlıyor. Ancak çözüm konusunda hâlâ ortak bir gelecek fikri oluşmuş değil.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.