NURULLAH GÜR
İstihdamın zorlu mücadelesi
2020'li yıllar, küresel ekonomi için hayli zorlu geçiyor. Tarihin en büyük salgınlarından biri olan Covid-19, küresel ekonomiye dönemin ilk büyük şokunu yaşattı. Ardından Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş patlak verdi. Dünya genelinde enflasyon, son 40 yılda görülmemiş seviyelere yükseldi. Faiz oranları üç-dört katına çıktı. Trump'ın gümrük tarifelerini artırması, uluslararası ticareti sarstı. İsrail, Gazze'de insanlık tarihinin en vahşi katliamlarından birini yaptıktan sonra ABD'yi yanına çekerek İran'a saldırdı. Hürmüz Boğazı'nı kilitleyen savaş, enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara neden oldu.
OECD ÜLKELERİNDE İŞSİZLİK ORANLARI
Sıralarken bile insanın içini daraltan bu olaylar, küresel düzeyde iktisadi aktiviteyi vurdu. Büyüme oranları tarihsel ortalamaların altına indi. Ama şaşırtıcı biçimde ülkelerin çoğunda işgücü piyasası, dirençli kalmayı başardı. OECD'nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı raporda da vurgulandığı üzere, işgücü piyasası göstergelerin çoğu koronavirüs öncesine kıyasla daha güçlü bir görünüm sergiliyor. Öyle ki OECD ülkelerinde istihdam oranı, yüzde 72.1 ile tarihinin zirvesine ulaştı. 2019'da yüzde 5.4 olan ortalama işsizlik oranı, salgın döneminde yüzde 8.6'ya kadar yükseldikten sonra son çeyreklerde yüzde 4.9- 5.0 bandına kadar geriledi. Türkiye, işsizlik oranı en hızlı gerileyen OECD ülkelerinin başında geliyor. Türkiye'de işsizlik 5 puanın üzerinde gerileme yaşadı.
KORUYUCU UNSURLAR
OECD raporu bunca badireye karşı işgücü piyasasının güçlü kalmasının altında yatan nedenleri şöyle özetliyor:
ZAYIFLAMA RİSKİ VE TEHDİTLER
Bu dirence rağmen işgücü piyasası olumsuz gelişmelerden tamamen kaçamıyor. Son aylarda OECD ülkelerinde işgücü göstergelerinde hafif yavaşlama emareleri görülmeye başladı. ABD/ İsrail-İran üçlüsü arasında bir türlü sonuçlanamaya barışın ardından çatışmaların yeniden alevlenmesi, işgücü piyasasının direncini kırma riski taşıyor.
KAYBOLACAK MESLEKLER
Tabii bir de yapay zekânın işgücü piyasasını olumsuz etkileyebileceğine yönelik endişeler var. Yapay zekâ, önceki teknolojilerden farklı olarak mavi yakalı işlerden ziyade beyaz yakalı işleri tehdit ediyor. Yapay zekânın birçok yeni işi ortaya çıkarması da muhtemel. Ancak, bu yeni işlerin, kaybolacak mesleklerin yerine nicelik ve nitelik olarak ne oranda geçeceği bir muamma. Maalesef dünya genelinde eğitim sisteminin, gençlerin yeni çağa uyum sağlamasını kolaylaştıracak yeterli desteği sağlamaktan uzak olduğunu görüyoruz.
İŞGÜCÜ PİYASASININ DEĞİŞEN YÜZÜ
OECD'nin raporunda da vurgulandığı üzere, eğitimin işgücü piyasasındaki getirisi giderek azalıyor. Eskiden yükseköğretim mezunları tarafından yerine getirilen görevlerin, teknolojinin yaygınlaşması neticesinde, yükseköğretim görmemiş çalışanlar tarafından giderek daha fazla üstlenildiğini görüyoruz. Günümüzde iyi bir alaylı yazılımcı, sıradan bir bilgisayar veya yazılım mühendisinden daha fazla talep görüyor. Yeni dönemde bilişsel beceriler tek başına fayda etmiyor. Empati kurma, problem çözme, liderlik etme ve ekip çalışmalarında koordinasyonu sağlama gibi sosyal ve kişisel yetkinlikler (yumuşak beceriler) işgücü piyasasında başarı için daha fazla ön plana çıkıyor. Fakat eski nesillerin fabrika ayarlarında olan bu yumuşak becerilerin çoğu, yeni nesilde zayıf. Aile içi eğitimin ve formel eğitimin bu yumuşak beceriler üzerine yoğunlaşması gerekiyor.
İşgücü piyasası ayrıca zanaat sahiplerine daha fazla ihtiyaç duyuyor. Günümüzde yetenekli taş ustaları, motor teknisyenleri, marangozlar, terziler, tesisatçılar ve berberler, işgücü piyasası için daha değerli hale geldi. Çünkü eskisi kadar fazla yetişmiyorlar ve bu ellere olan talep artıyor. Çok değil, bundan 20 sene önce insanların burun kıvırdığı meslekler, çok sayıda mezunun sıraya girdiği işlere göre daha fazla ön plana çıkmış durumda. Maalesef şirketlerin de beyaz yakalı işlerde önerdiği ücretler gençleri cezbetmenin uzağında kalıyor. Tüm dünyada aile, eğitim sistemi, işgücü piyasası ve teknoloji arasındaki etkileşimin ciddi biçimde değişmesine ihtiyaç var.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.