MAHMUT ÖVÜR

24 Nisan 2009, Cuma

Darbe günlükleri ve silahlar yalan mı?

Aslında Bedrettin Dalan'ın İSTEK Vakfı'na ait arazide çıkan bombalara çok da şaşırmamak gerekiyor. Bu ülkede, yavaş yavaş da olsa içeride "düşman" ilan edilenlere karşı nasıl bir hazırlık yapıldığı ortaya çıkıyor, daha da çıkacak.
Silahların kime ait olduğu, neden orasının seçildiği de çok sürmeden anlaşılacak. Tutuklamalar da bunu gösteriyor.
Yine de ortada cevabı aranan çok sayıda soru işareti olduğu kesin. Kesin, çünkü biz ilk defa gerçek anlamda kendi kirli tarihimizle yüzleşiyoruz.
Kolay bir olay değil bu.
Susurluk'ta nasıl bir tıkanma yaşandığını hepimiz gördük.
Ayrıca bu ülkenin geçmişinde sadece Susurluk da yok.
Darbeyle Başbakanını asan, sağ sol çatışmasıyla 5 bin gencin ölümüne yol açan, AleviSünni çatışmasıyla katliamlar yaptıran, kendi aydınlarını tek tek öldüren, Kürt meselesiyle yüzleşmemek için faili meçhul cinayetler işleten bir "derin yapı" var bu ülkede...
O yapının bugünkü versiyonu Ergenekon Terör Örgütü... Türkiye o canavarı en azından kuyruğundan yakalamış durumda.
Her şey bir yana sadece 2006 sonrası Danıştay saldırısı gibi sarsıcı olaylara ve topraktan fışkıran silahlara bakınca bile insanın artık "pes" demesi gerekiyor.
Ama ne mümkün...
Hâlâ Türkan Saylan'ın evinin aranması gibi olaylar üzerinden bu korkunç yapı görmezlikten geliniyor.
Önceki akşam bir televizyonda eski asker, yeni siyasetçi Osman Pamukoğlu'nu dinliyordum.
Sunucu şöyle bir soru sordu: "Ergenekon için ne düşünüyorsunuz?"
Eski komutan yeni siyasetçi Pamukoğlu önce sakin sakin bir tespit yaptı:
"Orada yasadışı işler peşinde olan gruplar olduğu kesin. Darbe marbe de planlamışlar, bu da anlaşılıyor. Ortaya çıkan silahlar da bunu gösteriyor."
İlginç... Merakla bu noktadan sonra ne söyleyeceğini bekledim.
Pamukoğlu görev günlerini hatırlatan bir ses tonuyla şu minvalde bir çıkış yaptı:
"Ama artık yeter... Bu işe siyaset bulaştı."
Düşünsenize "yasadışı işler, darbe marbe gibi şeyler" var ama asıl sorun işin içine siyaset karıştırılması...
Son dönemin yaygın deyimiyle "velev ki bir boyutuna siyaset bulaşmış olsun"; peki işin esası üzerinde neden durmuyoruz?
Neden darbe yapmak isteyenlere, silahları gömenlere isyan etmiyoruz?
Yoksa darbe günlükleri yalan mı?
Ya da topraktan fışkıran silahları birileri mi getirip oralara gömdü?
2006-2007'de patlayan bombalar, suikastlar için ne düşünüyorsunuz?
Hiç mi sizleri rahatsız etmiyor?
Daha da önemlisi eğer saldırgan yakalanmasıydı Türkiye'yi kaosa sürükleyecek Danıştay saldırısını nereye koyuyorsunuz?
Bu sorulara cevap vermeden, yargılamanın hukuka uygun olmadığını ileri sürmek ve bu operasyonlara siyasetin karıştığını söylemek hiç de inandırıcı gelmiyor, gelmeyecek de...
Hukuka sahip çıkmanın yolu Ergenekon'un açığa çıkartılmasından geçiyor. Bu hepimiz için gerekli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.