MAHMUT ÖVÜR
Yeni Parti’de siyasi çözülme ve İzmir’in rolü
Fon skandalına hükümet daha ilk günden el koyup yönetmeye ve gereğini yapmaya başlasa da ortaya çıkan fotoğraf ve eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya gibi simgesel isimlerin skandala karışması AK Parti tabanında sert bir tepkiye yol açtı.
Çünkü taban, son 15 yılda FETÖ ve gizli ortağı CHP tarafından AK Parti'ye yöneltilen suçlamalarla kıyaslanmayacak kadar derin bir "mahcubiyet" hissetti.
Başkan Erdoğan tam da bu nedenle, daha ilk günden olaya el koydu ve sert çıktı. Hatta siyasi ve idari yönüne ilişkin, "Bizzat ben ilgileneceğim" deme gereği duydu. O gerek zamana yayılsa da er veya geç yapılacak.
Taban da bunu bekliyor. Bugün hangi AK Partiliyle konuşursanız konuşun olaya karışanları sahiplenmiyor, tam tersi tepki koyuyor ve gereğinin yapılmasını istiyor. Görmezden, duymazdan gelmiyor. Bu 24 yıllık AK Parti iktidarı için de bir şans.
Eğer AK Parti bu süreci doğru yönetirse -ki öyle görünüyor- bu skandaldan da temizlenerek ve güçlenerek çıkacak.
Aksi hâlde önünde siyasi çözülme yaşayan çarpıcı bir Yeni Parti örneği var. Çünkü Yeni Parti yönetimi başından beri belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet ve irtikâp iddialarına gözlerini kapadı, duymazlıktan geldi. Siyasi operasyon deyip medyası ve trolleri aracılığıyla gerçeği seçmeninden, sosyolojisinden sakladı. Öğrenmemesi için de inanılmaz bir çaba harcadı. Öyle ki bugün Yeni Parti'ye oy verecek seçmenlerin çoğunun, İBB davasında ortaya çıkan milyarlık yolsuzluklardan, işadamlarının, müteahhitlerin mahkeme heyeti önünde açık açık "Rüşvet verdim" itirafından haberi yok.
Hâlâ baklava kutularına, balya balya paralara rağmen "Para nerede?" diye soran var. Hâlâ müteahhit Ali Nuhoğlu'nun Boğaz'a nazır o günkü değeri 480 milyon TL olan, bugün 50 milyon dolar eden iki villanın "rüşvet" olarak Ekrem İmamoğlu'na verildiğini duymayan ya da duysa da inanmayan bir seçmen kitlesi var.
Peki işe yaradı mı?
Yaramadı ki, Yeni Parti'yle ilgili sadece "siyasi çözülme" konuşuluyor.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibi, yolsuzluk ve rüşvet çarkını gizlemede başarı gösterseler de CHP ile girilen tartışmayı yönetmede, belediyeleri ellerinde tutmada, çerçeve yasa gibi yeni siyasi yaklaşımlara ayak uydurmada aynı başarıyı gösteremedi.
Attıkları her adım parti içinde ve dışında yeni tartışmalara yol açtı.
Daha vahimi Özel ve Ekrem İmamoğlu, ele geçirdikleri CHP'yi bile ellerinde tutamadı, partiyi büyüteceklerine böldüler. Bizzat kendilerinin aday yaptıkları 40'a yakın belediye başkanı AK Parti'ye geçti. En sarsıcı olanı da hiç kuşkusuz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişiydi.
Bu geçiş, sadece Yeni Parti'deki siyasi çözülmeyi görünür kılmadı, aynı zamanda seçmenin bir anlamda "uyanmasını" sağladı, hatta belki de ilk kez hiç sorgulamayan bir seçmen kitlesini artık "sorgulayan" bir noktaya taşıdı.
Şimdi merak edilen, her seçimde hayal kırıklıkları yaşayan bu seçmen kitlesi ne yapacak ve nereye yönelecek?
Henüz erken ama bu uyanış dalga dalga yayılırsa İzmir bir ilke imza atabilir ve belki de ilk kez siyasetin tavanında sağlanamayan konsensüs seçmen tabanında sağlanır. Böylece İzmir, kutuplaşmanın değil artık kucaklaşmanın öncü şehri olur.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.