SOLİ ÖZEL

30 Mayıs 2004, Pazar

Projektör altında

TRT'nin Kürtçe yayına yeşil ışık yakması El-Cezire televizyonunda hemen haber oluyor. Türk Başbakanı ve Dışişleri Bakanı'nın İsrail'in Refah mülteci kampındaki kanlı operasyonu hakkında söyledikleri Katalonya gazetelerinde bile yarım sayfalık haber-yorumlar yayımlanmasına yol açıyor.
Gerek ABD'de, gerekse AB üyesi ülkelerde Türkiye'deki gelişmeleri anlamak amacıyla birbiri peşisıra konferanslar düzenleniyor, makaleler yayımlanıyor. Türkiye dünyanın merkezi değilse bile denebilir ki dünyanın en başta gelen ilgi odaklarından biri.
Türkiye'nin AB üyeliğine, hatta üyelik müzakerelerine başlamasına sıcak bakmayanlar açısından bile Türkiye'de neler olduğunun anlaşılması önem taşıyor. Zira bugün dünyada tartışılan hemen tüm önemli konularda Türkiye ya kilit ülke konumunda, ya da bir laboratuvar özelliği taşıyor. İslam ile demokrasi arasındaki ilişki, Müslüman toplumlardaki laiklik ilkesinin nasıl bir kurumsal yapıda uygulanabileceği gibi konularda Türkiye'ye atıfta bulunmamak mümkün değil. Benzer şekilde Müslüman ülkelerde demokrasi-laiklik dengesinin ne şekilde kurulabileceği sorusunun cevabının da arandığı başlıca ülke.

"Erdoğan, olmazı başardı"
Bunun yanısıra çoğunluğu Müslüman olan nüfusuyla Batı sistemi içinde yer alması ve Batı ile bir çıkar ortaklığına sahip olması da Türkiye'nin tartışılmasına farklı bir boyut katıyor. Uluslararası sisteme egemen olacak ilkelerin bir uygarlıklar savaşı perspektifini mi, yoksa farklı kriterleri mi yansıtacağı meselesinde de Türkiye'nin kendine özgü bir konumu var. Bu boyut, Türkiye-AB ilişkilerine ve AB'nin Türkiye ile ilgili vereceği karara ve o kararın sonuçlarına damga vuruyor.
Tüm bu tartışmaların bir sonucu da düşüncenin zenginleşmesi ve özellikle Avrupa'da Türkiye'nin daha geniş bir perspektiften, daha nüansli olarak değerlendirilmesi oluyor. Dünkü Financial Times gazetesinde yazan Christopher Caldwell, Başbakan Erdoğan'ın belki de bir olmazı başardığını düşünüyor. Caldwell'e göre Erdoğan hem demokratik bir reformcu, hem de İslamcı. Bugüne dek İslam'ın gericilik, demokrasinin ilerlemeyle özdeşleştirildiği, ve nüfusun ezici çoğunluğunun Şer'i düzen istemediği bir ortamda Erdoğan'ın daha demokratik olanın daha İslami olacağına güvendigini yaziyor.

Etkileyici bir hatip
Caldwell'e göre Türkiye, "AB'nin aksine ancak ABD'nin güneyini iyice andıran bir şekilde dinin giderek artan ölçüde yüksek orta sınıf yaşantısını tanımladığı kapitalist bir demokrasi." Bu bağlamda da Türkiye'yi daha demokratikleştikçe İslamcı olmasa bile Müslüman kimliği giderek daha görünür hale gelecek ve baskın çıkacak bir ülke diye değerlendiriliyor. Yazıda bu gözlemden AB'nin Aralık'ta vereceği kararla ilgili nasıl bir sonuç çıkardığı yok. Ama durumdan çok hoşlanmadığı da yazdıklarından belli.
Oxford Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada Türkiye Başbakanı'nı kalabalık bir topluluk, bir bakıma bu konulardaki fikirlerini öğrenmek için dinlemeye geldi. Başbakan'ın etkileyici bir hatip olduğuna kuşku yok. Pek çok kez cümlelerine "Biz Avrupalılar" diye başlayarak ortak bir kaderi vurguladı. Kıbrıs- Yunanistan-Türkiye ilişkiler üçgenindeki kararları ve söylemleriyle yayılmacı Türk anlayışını ortadan kaldırdıklarını söyledi. Daha önemlisi Başbakan, Türkiye'nin İslami kültürle demokrasi kültürünü bir arada yaşatabilecek bir ülke olarak dünyanın geleceğine nasıl katkıda bulunabileceğinden hayli detaylı şekilde bahsetti.
Bu konuşmayı yapan Başbakan'ın ülkesinde ise Müslüman olmayanların ibadet yeri açmaları ve azınlık vakıflarının hakları konusunda laik olduğu iddiasındaki devletin bürokrasisinin gösterdiği ciddi direnç gazetelere yanrsımıştı. Anlaşılan Türkiye'de yaşayanların din-devlet ilişkisi, dinin toplumsal hayattaki yeri gibi konularda daha derin ve etraflı düşünmeleri gerekecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.