ÖZLEM DOĞANER
Enerjide bağımsızlığın yeni yol haritası
Enerji bağımsızlığı artık yalnızca ekonomik değil, milli güvenlik ve egemenlik meselesi. Türkiye bugün Dolmabahçe'de açıklanacak Milli Enerji 2040 vizyonuyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Aslında bu yolculuğun temelleri 2017'de dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın açıkladığı Milli Enerji ve Maden Politikası'yla atıldı. Yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması, denizlerde kendi gemilerimizle arama yapılması, yenilenebilir enerji ve nükleer yatırımları stratejik öncelik haline geldi.
Aradan geçen 9 yılda önemli mesafe alındı. Karadeniz'de doğal gaz keşfedildi, Gabar'da petrol üretimi başladı. Türkiye güçlü bir sondaj filosuna kavuştu. Güneş ve rüzgâr yatırımlarıyla yenilenebilir enerji kapasitesi büyüdü. YEKA modeliyle yerli teknoloji ve üretim desteklendi.
Şimdi önümüzde çok daha büyük hedefler var. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2040'ta enerjinin yaklaşık %70'inin yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Elektrik iletim ve dağıtım altyapısına yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor.
Nükleerde de yeni bir sayfa açılıyor. Akkuyu'nun ardından Sinop ve Trakya'da yeni santraller, küçük modüler reaktörler gündemde. 2050 hedefi 20 bin megavat nükleer kapasite.
Bir başka stratejik alan nadir toprak elementleri. Eskişehir Beylikova'daki kaynakların işlenmesi, savunma sanayisinden elektrikli araçlara kadar yüksek teknolojili üretimde Türkiye'ye yeni fırsatlar sunacak. Asıl hedef yalnızca madeni çıkarmak değil, katma değerli ürüne dönüştürmek.
Bayraktar'ın ifadesiyle, "Enerjide tam bağımsızlık hedefimiz, üretimden iletime, dağıtımdan tüketime kadar bütün sistemi birlikte dönüştürmemizi gerektiriyor."
Çünkü enerjide bağımsızlık, ithalat faturasını ve cari açık baskısını azaltmak, sanayinin rekabet gücünü artırmak demek. Jeopolitik krizlerde daha dirençli, küresel masada daha güçlü Türkiye demek.
2017'de ortaya konulan milli enerji vizyonu bugün 2040 hedefleriyle yeni bir aşamaya taşınıyor. Türkiye gibi enerji ithalatı yüksek ve yeni enerji ihtiyacı her geçen gün artan bir ülke için enerjide bağımsızlık, ekonomide bağımsızlık demek.
***
DÜNYA EKONOMİSİNİ DAHA ŞAHİN BİR TRUMP MI BEKLİYOR?
Trump için ekonomide yeni dönem başlıyor. Amerikan seçmeni ara seçimlerde hem Senato'nun hem de Temsilciler Meclisi'nin kontrolünü Demokratlara verdi. Trump, ikinci döneminin kalan iki yılında artık çok daha zorlu bir siyasi dengeyle karşı karşıya.
En büyük sınavı ekonomi olacak. Yeni vergi indirimleri, federal bütçe, borç tavanı ve savaş harcamaları Demokratların onayına takılabilecek. Bütçe uzlaşmazlığı kamu hizmetlerini durdurabilir, borç krizi ise ABD tahvil faizlerini yükselterek kredi maliyetlerini artırabilir.
Trump, Kongre'de çoğunluğun desteğine sahip olduğu dönemi tabiri caizse savaşlar ve jeopolitik gerilimlerle harcadı. İran savaşının faturası ise şimdiden Amerikan vatandaşının cebinde. Benzin fiyatları galon başına 4 doları aşarken, eylül enflasyonu yüzde 3,7'ye yükseldi. Gümrük tarifelerinin hane başına yıllık maliyetinin de yaklaşık 920 doları bulacağı hesaplanıyor.
Şimdi Trump iki tercihle karşı karşıya: İçeride siyasi gücü daralırken dışarıda daha şahin bir politika mı izleyecek? Yoksa 22 ay önce seçilirken vaat ettiği gibi savaşları bitiren, barışı getiren lider olmaya mı yönelecek?
Bu sorunun yanıtı yalnızca Washington'un değil, petrolün, doların ve dünya ekonomisinin geleceğini de etkileyecek.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.