AYŞE ÖZYILMAZEL
Üç buçuk saat
Efendim son aldığımız önemli bir bilgiye göre Bülent Ersoy'un banyo yapması üç buçuk saatmiş. Hal böyleyken "halvet olayını" çok nadir yaparmış.
Bülent Abla hayret, hayret, hayret bir şeysin.
Düşün düşün işin içinden çıkamıyorum vallahi.
Diyelim beş tur su dökünsen, iki kese attırsan, saçını üç kere yıkasan bile banyo dediğin o kadar sürer mi?
Acaba Diva olmak böyle bir şey mi?
Tabii Bülent Ersoy bu, baksanıza dün GÜNAYDIN'da İzzet Çapa'ya verdiği röportajda daha neler patlatmış.
Misal kendisi kıymayı çiğ çiğ yermiş (aman yazdıklarıma dikkat edeyim de beni de çiğ çiğ yemesin).
Misafirliğe gitmeden önce alışverişe çıkarmış. Peyniri, eti, kavunu, karpuzu derken alışverişi saatler sürermiş. Bilsem kendisini yokluk günlerimde evime yemeğe davet ederim, haftalık alışveriş bedavaya gelirdi. Neyse, kısmet.
Sonracığıma Bülent Abla soğansız yemek ağzına sürmezmiş ama soğanlar aynı hizada kare kare doğranmazsa cinayet çıkarmış.
Gün boyu durup durup takır tukur buz yermiş (çiğ çiğ tabii ki).
Çok büyük sayı takıntısı varmış. Hani röportaj anlatılmaz, okunur cinsinden. Hem de ağzınız beş karış açık kala kala.
Neyse, gelelim üç buçuk saate. Oradan hesaplıyorum olmuyor, buradan hesaplıyorum olmuyor. Üç buçuk saatte banyo hikâyesini aklım almıyor.
Peki üç buçuk saatte biz ne yapıyoruz, yapabiliriz dersiniz.
Eee? Eee'si ben Bodrum'dan çıkarken Bülent Abla banyoya girseydi Datça'ya vardığımda hâlâ çıkmamış olacaktı öyle mi? Hadi canım.
Pekiiiiii Diva abartması diye bir şey olabilir mi?
Ayşe sus, kemiksiz çiğ çiğ gideceksin vallahi.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.