AYŞE ÖZYILMAZEL
Sıcağı sıcağına tavsiyeler
Az önce eve giriş yapmış biri olarak şunu söylemek isterim; ey canını seven okur, sen sen ol, ne yap et, bildiğin bütün numaraları çek ve dışarı çıkma.
Hep beraber söylüyoruz; böyle sıcak yok.
Evin kapısından otoparka gidene kadar nefesim kesildi. Sonrası zaten bulanık ve yapış yapış. Kafam basmıyor, düşünce sistemim çöktü, giriş gelişme sonuç diye bi'şey yok. Hep giriş, asla gelişilmiyor. Hani zaten son zamanlarda aradığım beynime ulaşamıyordum, şimdi tümden gitti yani.
Üç beş gündür en sık kurduğum cümleler şu tarz:
"Ne demiştim?"(bkz: dediğini anında unutmak)
"Ne demiştin?" (bkz: karşısındakini duymamak, duysa da anlamamak)
"Adı neydi ya, neydi?"(hafızam hoşça kal)
Öyle bir salaklık hali, öyle sabitlenmiş boş bakışlar. Mümkünse soğuk duşa girip uyumak ve bunu gün boyu tekrarlamak istiyorum. Kimse bana dokunmasın hatta dokanmasın! O derecede kaynamaktayım. En kıskandığım kişi bizim hisarda balık tutan bir abi. Alıyor oltasını, kovasını, sandalyesini, termosta çayını, suyunu. Çimlere kuruluyor sonra altında şortu üstü çıplak, oltayı göbeğe yaslıyor bütün gün balık tutuyor. İşte aradığım ruh. Çok ciddiyim, başka hiçbir kafayı ve tarzı kıskanmıyorum bu aralar.
Kadın kısmı için iş iki katı zor tabii. Ah erkekler ne anlar ki...
Makyaj tutmaz, ruj bile süresin gelmez. Saçlar mı? Onlar hoop tepeye. Fön çektirmeyi düşünmeyeceksiniz herhalde. Topuklu giyersin ayakların şişer, dar kıyafetlerle fenalık geçirirsin, takılar fazla gelir. Elin şişer, yüzün şişer, gözün şişer.
UNUTMA! AKDENİZLİSİN
O zaman benden size gelsin sıcağı sıcağına tavsiyeler:
Diyelim aşkınız karşılıksız; gel de cehennem sıcağında adam kovala, sosyal medya takibi yapacağım diye kalan üç kuruş beynini yak, otur ağla, kızlarla falcı kovala falan. Hiç önermiyorum. Eylüle canım, eylüle.
Hadi bol su.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.