HASAN BÜLENT KAHRAMAN
Çizgi romanlara özgürlük!
ÇİZGİ ROMAN SALGINI
Bundan epey bir zaman önce işin bu noktaya sürüklendiğini görüp yayıncıma bir çizgiroman dizisi başlatmasını önermiştim. Çünkü ne zaman yurt dışına gidip kitapçılarda dolaşsam klasiklerin çizgiromanlaştırılmış halini görüyordum. Hiç de fena değillerdi. Tam tersine bazılarını alıp büyük bir zevkle okumuştum. Hele öteden beri bu işte çok iyi olan Fransızların Proust'u ve nihayet o kadar çok sevdiğim Tardi'nin gene bayıldığım Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk isimli muhteşem romanını çizgiye dönüştürdüğünü gördükten sonra bu yeni modanın başını alıp gideceğine iman etmiştim ki, öyle oldu. Batı'da şimdi bir klasiğin görselleştirilmediği tek gün yok. O dalga bize de vurdu. Shakespeare'in benim olmazsa olmaz kitaplar listemde yer alan Macbeth'i ve daha başkaları Türkçe çizgi roman olarak yayımlandı. Kısa sürede çok büyük baskı yapmış. Ne güzel demekten başka bir şey aklıma gelmiyor. Söylediğim gibi çizgi romanlara bayılırım. İtiraf edeyim, 'adult' denilen ve erotik olanları başka bir kategoridir ve etkileyicidir. Hele şu son zamanların getirdiği 'çizgileştirmek' furyasında rastladıklarımı hiç sektirmeden alıp okuyorum. Ne var ki, çizgiromanları okurken 'o' romanı değil başlı başına farklı bir şeyi elimde tuttuğumu biliyorum. Daha açık söyleyeyim, Macbeth'i veya Morg Sokağı Cinayetini değil, ben çizgiromanlarını okuyorum ve ilgimin odağı artık Jane Austen veya Melville değil çizgiromanları yapanlar, çizenler. İkisi birbirinden farklıdır. Birisi edebiyattır ve özünü edebiyat yapıtının yazarı oluşturur. Diğeri çizgiromandır onun sahibi de çizeridir. Dolayısıyla Suç ve Ceza'nın o çok güzel çizgiromanından hoşlandıysanız bu sizin Dostoyevski'yi değil çizeri Korkos Mairowitz'i sevdiğiniz anlamına gelir. Mairowitz bir sanat yapmaktadır. Nitekim yakında aynı yapıtın çok farklı çizerlerinin elinden çıkmış grafik romanları önümüze gelecektir.
ROMAN BAŞKA ÇİZGİ ROMAN BAŞKA
Şimdi konuyu böyle ele almıyoruz. Her şeyin arkasında şartlandığımız modernist pedagojiyi koyuyoruz. Çizgi romanları insanların önüne çizgi roman oldukları ve o halleriyle sevilecekleri için değil onlara 'klasikleri okutmak' için getiriyoruz. Bir bir yanılsamadır. Nedenini açıkladım. Çizgi roman okuyarak klasikler okunmaz. Olay örgüsü, karakterlerin bazıları, konu tanınır ama hepsi o kadardır. Oysa roman daha farklı bir şeydir. Ayrıca da çizgi romanları okuyanların binde biri kalkıp gidip o yapıtın yazınsal çeşidini okuyacaktır. Bırakalım insanlar korkmadan, çekinmeden, komplekse kapılmadan çizgi roman okusun. Çizgi romanları başka bir amaca sıçramanın basamağı olmaktan kurtaralım. Çizgi romanı yazınsal romanın ağırlığı altında ezmeyelim. Nasıl film ve roman farklıysa bunlar da farklı şeylerdir. Son sözüm mü? Başta da söyledim, çizgi romanlara özgürlük!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.