CEM SANCAR
Metaverse: Mağaraya geri dönüyorlar
Bir mağara düşünün.
Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar bu mağarada çocukluktan beri siber zincirlere vurulmuşlar. Dijital bir hapishanedeler.
Ne yerlerinden kıpırdamaları ne başlarını çevirmeleri mümkün. Yalnız ekranları görüyorlar, ışık arkalarından geliyor. Uzakta, görünmez bir piramitte oturan züppe diji-tanrıların yaktığı ateşten!
Ateşle aralarında bir yol var, yol boyunca elektrik verilmiş dikenli tellerle korunan bir duvar. Hokkabazları seyircilerden ayıran setleri bilirsiniz, üzerlerinde kuklalarını sergilerler, öyle bir sanal duvar işte...
Ve insanlar düşünün, ellerinde tabletler, telefonlar, aletler. Datalardan imal edilmiş insandır, hayvandır, mekândır, avatarlar... Deniz gören sanal arsa şeyleri, zamazingolar... Dijital parayı bastırıp istediğini alabiliyorsun...
İnsanlar ekranlarla kaplı bir duvar boyunca oturmaktalar. Ağızlarında mikrofonlar, şakaklarından sarkan kablolar ve gözlerinde dalgıç gözlükleri...
"Garip bir tablo bu" diyeceksiniz, haklısınız. Bu evet, özgürlük yerine pazarlanan bir gönüllü esarettir...
Ömür boyu başlarını çeviremeyecek, kendilerini de arkadaşlarını da arkalarından geçen nesneleri de ekranlara vuran gölgelerden, suretlerden izleyecekler.
***
Kısaca, o köleler için tek bir gerçek vardır: Dijital gölgeler...
Tutalım ki ekranlara bağlayan sanal zincirlerini çözdük, bu esirleri bağımlılıklarından kurtardık. Ne olur derseniz, fecaat bir şey olur derim size!
Ayağa kalkmaya, başını çevirmeye, yürümeye, ışığa bakmaya zorlanan esir acayip bir acı duyar gün ışığından. Gözleri kamaşır, kopyalarını görmeye alıştığı cisimleri tanıyamaz.
Biri ona: "Ömrün boyunca gördüklerin ıvır zıvırdı, işte şimdi gerçekle karşı karşıyasın," diyecek olsa... Sonra da gerçek eşyaları gösterse, "bunlar nedir?" diye sorsa, apışıp kalır... Kapatıldığı teknolojik mağaradaki yanılsamaları, ona elle tutulur bir şekilde gösterilenden çok daha gerçek sanır!
***
Ona öyle geldi ki mevsimleri de yılları da güneş yaratıyor, görünen dünyanın yöneticisi o. Sonra 'batan' şeylerin dışına çıktı, Kelimetullah'ı duydu. Tek Tanrıyı idrak etti.
Ve eski günlerini hatırladı. Ne kadar yanlış anlamıştı bilgeliği! Mutluydu şimdi, mağarada kalanlara acıyordu. Eski hayatına, eski vehimlerine dönmemek için her türlü çileye katlanabilirdi...
***
***
İşte böyle. Anlattığım hikâye aynıyla vâki, şu ânın tasviri.Mağaranın adı: Suretler Mağarası.
'Metaverse' de diyebilirsiniz siz buna...
Bunlar mağaralarına geri dönüyorlar, onu söylüyorum! Biz iyisi mi ikindi peygamberinin söylediği yerde kalalım.
Yüksek ideallerin bereketli bahçesinde...
Meraklısına:
Eflâtun-Devlet, üstünden yürüdüm...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.