CEM SANCAR
Aralarda derelerde
İki arada bir derede kalmak diye bir sözümüz vardır. Kararsızlığı imler. Ya da tereddüt hâlini. Mütereddit de derler buna eskiler.
Durumumuz biraz öyle. Batı mı Doğu mu? Demokrasi mi güvenlik mi? Örtülümü örtüsüz mü? Dar paça mı bol paça mı? Yoksa menemen soğanlı mı?
Aralarda kalmak, yaptığından, kendinden asla emin olamamak mânâsına da gelir. Batının teknolojisini alacağız deriz, mühendis yetiştirip dururuz, alt yapıda devrimler yaparken kafamızı beslemeyi unuturuz. Aman Amerikan petrol şirketleri bize kızmasın diye raylı sistemleri, TCDD'yi ihmal edip sonradan duruma uyanırız. Ama etraf taşıt cehennemine girmiş, şehirler yaşanmaz olmuş, trafikte 5. Dünya savaşı çoktan çıkmıştır.
Alt yapıyı inşa ederken üst yapıyı ihmal etmiş, kültürü turizm bakanlığının emanetine bırakmış, üniversitelerde düz kafalar yetiştirmiş, sanat felsefe sinema vesairede nal toplamış, adamakıllı bir düşünür çıkaramamış, has düşünce yolunda olanlara da "konu mankeni" ya da Teoman Duralı muamelesi yapmışızdır...
***
***
Şu ecnebilerce onaylanma isteğimiz üstünde düşündüm... Saklamaya ne gerek var, bu eğilim hepimizde mevcut. Millî Görüş kökünden gelen bir belediye başkanı geçmişte bana, "Burasını Viyana gibi yapacağız!" demişti. İstanbul gibi yapsanız, demiştim de... "Hangi İstanbul?" diye sorunca ne diyeceğimi şaşırmıştım. Adam haklıydı. Hangi İstanbul'du gerçekten?
Köy müteahhitlerinin kilim desenli tekdüze apartmanlarından mı bahsediyoruz, İsveç mimarisinden araklanmış villalardan mı, yoksa yeşili, bostanları ve mâbetleri (Küçük Valide Camii) asfalta gömmekten mi? Hangi İstanbul'dan?
***
Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı'nda şunu diyor:
"Asır tereddüt ediyor, dedim. Her insan, hatta senin kapıcın bile devrinin ifadesidir. Onu yirmi dakika söylet, 'anlamıyorum, anlamıyorum, zamane başka!' diyecektir. Öteden beri zeki adamlar tereddüt etmişlerdir. Septisizm yeni bir fikir hareketi değildir. Fakat şüphemizi ve tereddüdümüzü zekamıza mahsus bir hak addedelim ve irademize çelme takmasına izin vermeyelim..."
Kendi filozoflarımızı, Arabi-Yunus-Mevlâna çizgisini anlamaya çalışmazsak, okuyup incelemezsek, gündelik hayatla, çağdaş sanatla ilişkilerini kurmazsak...
Şüpheler, kompleksler, tereddütler, bocalamalar içinde yanarız. Yanıyoruz işte.
Yanardöner özentiler içinde...
Onu diyorum, parayı bulduğumuz an, hepimiz ecnebiyiz, hepimiz Beyaz Adam'ız fikrimce...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.