METİN SEVER
'Endişeli solcular'
'DÜĞMECİLER!'
Bakıyorum. Herkesin burnu farklı koku alıyor. Bir grup var ki; 'parmakçı!' Kimi halkın isyanında Amerikan parmağı buluyor. Kimisi Saros'un elini. Bunlara 'düğmeciler' de diyebiliriz. Halkın düğme ile çalıştığını düşünüyorlar. Düğmelerine basıyorsun, 1 milyon insan sokağa dökülüyor! İnsan en azından, "Ya bu halk dediğin şey düğmeyle çalışıyorsa, bu düğmenin yerini biz niye bulamıyoruz?" diye düşünmeli. Kimileri ise, İslamcıların yönetimi ele geçireceğinden korkuyor. İsyanın İran'daki gibi 'kabak devrim' olacağını söylüyor. (Oysa biz, en kırmızısının bile kabak çıktığını gördük.) Yani İslamcıların korkusuna statüko savunuluyor. Ergenekon ve darbe operasyonları sürerken de aynı korkularla seyirci kalınmıştı. İsrail, ABD'yi nasıl eleştiriyor biliyor musunuz? "ABD, Ortadoğu'yu okuyamıyor. Eğer seçim olsa parlamentonun yarısını Müslüman Kardeşler alır," diye. Talihsiz bir benzerlik değil mi? Görünen o ki, artık 'endişeli modernler', 'endişeli muhafazakarlar' gibi 'endişeli solcular' var. Endişeleri nedeniyle isyan, devrim değil; statükonun değişmesin istiyorlar. Milyonlar daha iyi bir hayat ve demokrasi isterken, onlar endişeleri nedeniyle 'parmak' ve 'düğme' arıyorlar.
Oysa bir ülkede iç dinamikler müsait değilse isyan edemezsiniz, devrim ise hiç yapamazsınız. Sadece dış dinamiklerle yani 'parmakla' yapılan şey de olsa olsa darbe olur! Oysa dikkatli bakılsa, bu ülkelerde olanlar beklenmedik değil Mısır'da rejim, reform taleplerine hiç cevap vermedi. Rejimden yana tavır alan laik kesim, 90'lardan bu yana korkularını bir yana bırakıp İslamcı kesimlerle işbirliği yapıyordu. Yani komünistler, İslamcılar, liberaller bir arada. Dış dinamikler, bu iç dinamiklerden sonra önemli hale gelir. Özellikle Mısır gibi Ortadoğu'nun kilit ülkesiyseniz 'serçe' veya 'baş parmak' şeklinde devreye girer. Başarılı da olabilirler. Yani isyan, köklü bir değişime yol açmayabilir. Böyle olsa bile artık Ortadoğu'da hiçbir şey de eskisi gibi olamaz. Bakın! Daha iki gün once Libya,12 siyasi mahkumu bıraktı. Cezayir sıkıyönetimi kaldıracağını açıkladı.
Yani devrim olmayabilir ama devrim yolu güzeldir. Engebeli, dolambaçlı ve sarp olsa da. Halkların eşitlik, özgürlük ve daha iyi bir hayat talebi heyecan verici değil mi? Varılacak yerden çok yolculuğun kendisi gibi. Yolculuktan heyecan duymayan yola çıkamaz. Yani endişeye mahal yok. Aşk romanında ne diyordu Şems: "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?" Hadi meseleyi bir Sunay Akın'ın dizeleriyle ile bağlayalım: "Kağıt bir gemidir devrim bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer nicedir dünya sularında..." Bazıları hurdaya çıksa da, kağıt gemileri yüzdürmekten vazgeçmeyelim derim.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.