ERMAN AKILLI

07 Kasım 2026

EURONAVAL’a Türkiye İmzası: Millî Teknolojiden Küresel Güvene

Denizlerde güç sahibi olmak, gemi inşa kabiliyetinin yanı sıra bu gemileri donatan kritik teknolojilere de hâkim olmayı gerektirmektedir. Paris'te 3–6 Kasım tarihlerinde düzenlenen EURONAVAL 2026, Türkiye'nin bu alandaki mühendislik birikimini ve Türk savunma sanayisinin uluslararası rekabette ulaştığı konumu görünür kılmıştır. ASELSAN'ın ticari gemilerin korunmasından otonom sistemlere uzanan çözümleri, millî mühendisliğin değişen güvenlik ihtiyaçlarına cevap verme kabiliyetini yansıtmaktadır. ASELSAN'ın fuarla aynı dönemde açıklanan 1,1 milyar dolarlık hava savunma ihracat sözleşmesi de bu teknolojik birikimin uluslararası pazardaki karşılığını somutlaştırmıştır. Türkiye'nin geliştirdiği teknolojiler ve uluslararası ortaklıklar, büyüyen ihracat hacmiyle birlikte ülkemizin küresel marka değerini güçlendirmektedir.

Nitekim ASELSAN'ın 3 Kasım tarihli KAP bildiriminde yer alan 1,1 milyar dolarlık anlaşma, savunma sanayisinde ulaşılan ölçeğin anlaşılması bakımından önem taşımaktadır. Uluslararası bir müşteriye hava savunma sistemlerinin satışını kapsayan bu anlaşma, ASELSAN tarihinin en büyük tek kalemli ihracat sözleşmesi olma özelliği taşımaktadır. Bununla birlikte sözleşmenin büyüklüğü, Türkiye'nin kendi güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda geliştirdiği teknolojilerin uluslararası müşteriler açısından kazandığı değeri göstermektedir. Bu ölçekteki tedarik tercihleri, ürünün teknik özellikleri kadar üreticinin teslimat, bakım ve uzun vadeli destek kapasitesine duyulan güvenle de yakından ilişkilidir. Yatırımların yüzde 228 artışla 684 milyon dolara, Ar-Ge harcamalarının yüzde 36 artışla 1,3 milyar dolara çıkması bu bakımdan anlamlıdır. Oğulbey Teknoloji Üssü'nün ilk fazında üretimin başlaması, artan talebi karşılayacak altyapının geliştirilmesinde önemli bir adım olmuştur. Defense News Top 100 listesinde 40'ıncı sırada yer alan ASELSAN'ın rekabet gücü, bu sanayi kapasitesinden beslenmektedir.

EURONAVAL 2026, 40 ülkeden 705 katılımcı kuruluşu bir araya getirerek deniz savunması alanında uluslararası rekabetin ve iş birliğinin önemli buluşma noktalarından biri olmuştur. ASELSAN'ın fuarda ilk kez tanıttığı taşınabilir GÖKDENİZ, deniz güvenliğinin değişen ihtiyaçlarına yönelik bir çözüm olarak öne çıkmıştır. Kendi güç kaynağı ve operatör ortamıyla ana platformdan bağımsız çalışabilen sistem, ticari gemiler ve petrol tankerleri üzerinde kullanılabilmektedir. Sistemin, gerektiğinde başka bir bölgeye taşınabilmesi, korumanın ihtiyaç duyulan yerde sağlanmasını kolaylaştırmaktadır. Böylece Türkiye'nin hava savunmasındaki birikimi, dünya ticaretinin devamlılığı açısından önem taşıyan sivil deniz taşımacılığına da katkı sunmaktadır.

GÖKSUR'un konteynerli dikey atım sistemi, bu esnekliği tamamlayan bir diğer ASELSAN çözümüdür. Atış kontrol merkezi ve lançer konteynerlerinden oluşan yapı, kendi sensörleri ve jeneratörleri sayesinde kara ve deniz platformlarında bağımsız kullanım imkânı sağlamaktadır. Kalıcı kurulum gerektirmemesi, sistemin değişen koruma ihtiyaçlarına uyarlanabilmesini mümkün kılmaktadır. Bu teknolojilerin stratejik önemi, deniz güvenliğiyle ekonomik güvenlik arasındaki ilişkide belirginleşmektedir.

Bir tankerin veya uluslararası ticareti sürdüren bir yük gemisinin güvenliği, üretimden tüketiciye uzanan geniş bir zinciri ilgilendirmektedir. Nitekim GÖKDENİZ ve GÖKSUR'un taşınabilir çözümleri, Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktalarında ticari gemilerin dronlar ve diğer hava tehditlerine karşı korunmasına katkı sunabilecek niteliktedir. Afrika kıyılarındaki korsanlık faaliyetleri de dikkate alındığında, deniz ticaretinin güvenliği, hava savunmasının yanı sıra su üstü tehditlerine karşı koruma sağlayan sistemlerin birlikte kullanılmasını gerektirmektedir.

Türkiye'nin deniz savunmasında artan teknolojik kapasitesi, insansız sistemlerde de karşılık bulmaktadır. Kamikaze İnsansız Deniz Aracı TUFAN ve Kamikaze Otonom Su Altı Aracı KILIÇ ailesi, bu kapasitenin su üstü ve su altındaki uygulamaları arasında yer almaktadır. TUFAN'ın ilk kez gerçek boyutuyla uluslararası bir fuarda sergilenmesi, Türkiye'nin bu alanda ulaştığı seviyeyi uluslararası kamuoyuna tanıtma imkânı sağlamıştır. Envantere giriş hazırlıkları devam eden sistem, platform üretimiyle yazılım ve elektronik yetkinliklerinin birlikte geliştirilmesini örneklemektedir. Türkiye'nin deniz savunmasındaki gücü de inşa ettiği gemiler kadar bu gemileri donatan ve görevlerini destekleyen yerli teknolojilere dayanmaktadır. Bu teknolojileri millî imkânlarla geliştirebilmek, tedarik kısıtlamaları karşısında da belirleyici olmaktadır. Yine ASELSAN'ın geliştirdiği MERCAN 100'ün millîleştirme süreci de bu bakımdan teknolojik özerkliğin somut bir örneğidir. Denizaltı periskoplarına yönelik ambargoların ardından başlatılan çalışmalar sonucunda geliştirilen sistem, yapay zekâ desteğiyle birlikte EURONAVAL'da sergilenmiştir.

Daha önceki yazılarımızda ele aldığımız teknokutup dünya yaklaşımı, bu gelişmelerin stratejik anlamını açıklayan bir çerçeve sunmaktadır. Teknolojiye hâkimiyet, devletlerin kendi güvenlik kararlarını hayata geçirebilme kapasitesini doğrudan etkilemektedir. Denizlerde kullanılan sensörlerin, işlenen verinin ve karar süreçlerini destekleyen yazılımların kim tarafından geliştirildiği bu nedenle bir egemenlik meselesidir. Dijital özerklik, sahip olunan sistemleri anlayabilmeyi, ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirebilmeyi ve dış koşullar zorlaştığında da kullanmayı sürdürebilmeyi gerektirmektedir. Türkiye'nin bu yöndeki kapasitesini somutlaştırırken büyüyen ihracat portföyü aynı birikimin uluslararası değerini ortaya koymaktadır.

EURONAVAL 2026, Türkiye'nin değişen deniz güvenliği ihtiyaçlarına kendi teknolojileriyle cevap verebilme kapasitesini ortaya koymuştur. Ticari gemilere uyarlanabilen hava savunma çözümleri, yapay zekâ destekli sistemler ve millîleştirilen kritik bileşenler, bu kapasitenin farklı alanlardaki somut karşılıklarıdır. Fuarla aynı dönemde açıklanan 1,1 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi ise Türk mühendisliğine yönelik uluslararası talebin ulaştığı ölçeği göstermektedir. Önümüzdeki dönemde belirleyici olan, bu talebin zamanında teslimat, sürekli teknolojik gelişim ve kalıcı ortaklıklarla desteklenmesidir. ASELSAN'ın üretim ve Ar-Ge yatırımları bu açıdan stratejik önem taşımaktadır. Türkiye'nin deniz savunmasındaki iddiası, geliştirdiği sistemleri değişen ihtiyaçlara uyarlayabildiği ve uluslararası kullanıcılarla kurduğu ilişkileri sürdürebildiği ölçüde güç kazanacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.