FARUK TAŞÇI
Milli Güvenlik ve Sosyal Politikaları İstismar Etmenin Bedeli
"Ailem Güvende" adıyla Türkiye'de 13 Eylül 2026'da geniş kapsamlı bir adli soruşturma ve operasyon dizisi başlatıldı. Operasyon; Türk toplumunun huzurunu bozmaya yönelik faaliyetler, müstehcenlik, fuhşa teşvik ve aracılık etme gibi iddialar kapsamında yapılıyor. Ayrıca Adalet Bakanı'nın ifadesine göre de bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek miktarlarda fon aktarılması da söz konusu.
Aileye yönelik tehdit olması açısından konu bir yönüyle sosyal politikalarla ilgili iken, dış fonlamanın mahiyeti nedeniyle de milli güvenlik alanına da dâhil olan bir operasyon söz konusu.
Sosyal Politikaların Ne Olduğu Bellidir
Aileye yönelik tehditler sosyal politikaların konusu, zira sosyal politikalar dar ve geniş anlamıyla aileyi de kapsıyor. Dar anlamda sosyal politika, çalışma hayatına odaklı. Bu nedenle, mesela iş-aile hayatı dengesine yönelik tüm hamleler sosyal politika hamleleri demek. Bu çerçevede, örneğin çalışma hayatına dâhil olan anne de baba da sosyal politikaların ilgi alanına giriyor. Aile üyesi olan engellisinden yaşlısına ve gencine herhangi bir iş gücü de iş-aile hayatı dengesini sağlama uygulamaları kapsamında sosyal politikaların içinde.
Sosyal politikanın geniş anlamı ise çalışma hayatı dışıyla ilgili. Bu nedenle, çalışma hayatı dışında kalan aile üyeleri olarak anne/kadın/kız, çocuk, genç (özellikle NEET genci), engelli veya yaşlı ya da işsiz anne-baba yahut yoksul herhangi bir aile üyesi, sosyal politikanın konusu oluyor. Bu çerçevede, ev hanımlarına yönelik destekler, çocuk bakım hizmetleri, gençlerin hayata katılımını sağlamaya yönelik çalışmalar, engellilerin ve yaşlıların kendi başlarına ayakta kalmalarını temin etmeye yönelik düzenlemeler ve yoksullukla mücadeleye dönük sosyal yardımlar gibi birçok kalem sosyal politikalarla ilgili.
Hal böyle olunca; hem dar anlamda sosyal politikalar hem de geniş anlamda sosyal politikalar, aileyi güçlendirme, koruma ve aileye yönelik tehditlerle mücadelede kritik bir yerde durmaktadır.
Milli Güvenlik Meselesi Söz Konusu Olunca Akan Sular Durur
Anayasa'nın 41. maddesi doğrudan aileyi korumanın tedbirlerini almaya yönelik açık ifade içermesi nedeniyle, aileyi korumaya yönelik herhangi bir sosyal politika adımı da bu yönüyle anayasal dayanaklara sahip. Öte yandan, "insanî" ve "sosyal" yönleri önde olması hasebiyle sosyal politika alanı "istismar" edilmeye çok müsait. Bu istismarların bir kısmı da "milli güvenlik" sorunu arz edebilmekte. Örneğin, işsizlikle mücadele politikaları kapsamında yoksullara, işsizlere ve özelde eski hükümlülere yönelik istihdam imkanları, sosyal politikaların bir parçası. Bu imkanların, suç veya terör örgütü mensupları tarafından "kötüye kullanılması", yer yer milli güvenlik sorunu doğurabilmekte. Sadece "yeni nesil suç örgütleri" sorunu, bu hususta başlı başına incelenmeyi gerektiriyor.
Çalışma hayatında olsun veya olmasın göçmenler de sosyal politikanın ilgili alanında. Ancak söz konusu göçmen kaçakçılığı olursa veya göçmenler üzerinden suç ve terör faaliyetleri icra edilmeye kalkılırsa, "ortada milli güvenlik sorunu var" denir. Kadınlar da sosyal politika uygulamalarının hassas grupları içinde yer alıyor. Kadınlara yönelik sosyal politikalar gündeme geldiğinde, bazı feministlerin "kadınlık yerine cinsiyetsizlik" üzerinden meseleyi farklı noktalara çektiği de vaki.
Sosyal Politikaları İstismar Edenlere Karşı Yapılacak Olan Bellidir
İşte tam da bu noktada "sosyal politika sosu"yla cazip ve dokunulmaz kılınmaya çalışılan, ama aslında ve arka planında anayasaya aykırı olup milli güvenlik açısından da risk taşıyan çeşitli oluşumlar söz konusu olabilmekte. "Ailem Güvende" operasyonu da bu nedenle çok kıymetli.
"Ailem Güvende" operasyon dizisinde, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlem var. Adalet Bakanı'nın ifadesiyle "soruşturmaların mali boyutunda ise LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin" yurt dışından fonlanma gerekçesi ile işlemler var.
Yaratılışta çift cinsiyetli (eşscinsel) olanların fiziksel ve biyolojik durumunu ve tıbbî ihtiyaçlarını ayrı tutarak, "LGBT ideolojisi"nin ve bu ideolojinin aktivistlerinin doğrudan ve açıkça "ahlaka ve aileye karşı" olduklarını beyan ettikleri açıklamaları kamuya açık, ortada.
İşin ilgilileri tarafından çokça dile getirilen bir gerçek de artık hukuken de ortada: Açıkça ahlaka ve aileye karşı olan ve bu nedenle de aslında anayasaya aykırı duran LGBT ideolojisini ve aktivistlerini besleyen lobiler ve dış güçler var! Böyle olduğu içindir ki dijital platformlardaki yoğun propagandalar yapılıyor. Bu nedenledir ki çizgi filmler, oyunlar, diziler, medya, sosyal medya kullanılarak çocukların, gençlerin üzerinde oyunlar oynanıyor. Çünkü ortada çok ciddi küresel fonlama var.
Farklı ülkelerin dış misyonları da fonlama listelerinde açıklandı. Aynı şekilde farklı uluslararası kuruluşlar ve fonlar da bu destekçiler arasında. Ve bunlar Türkiye'de, ahlaka ve aileye karşı olan LGBT ideolojisini ve aktivistlerini "sosyal politika maskesi" altında besliyorlar. Ama aslında bu yaşananların aileye yönelik operasyon olma ihtimali yüksek. Bu da "ağ içinde ağ" tarzında yapılanma ile devlet için tehlike demek. Bu nedenle, milli güvenlik riski var. Böyle olduğu içindir ki ilgili derneklere operasyon yapılıyor, onları destekleyen sosyal medya hesapları kapatılıyor. Bu operasyonlar, başlangıç olarak önemli adımlar, ancak daha fazla ve köklü adımların atılması elzem görünüyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.