MEHMET ALACA

10 Ekim 2026

ABD Sonrası Irak’ta Ne Değişecek?

İran ile savaşın belirsiz bir rotada ilerlediği ve İsrail'in yıkıcı faaliyetlerinin sürdüğü bir bölgesel vasatta ABD'nin Irak'taki askeri varlığını tamamen çekmesi, ülkenin siyasi ve güvenlik düzeni için yeni bir eşik. Ancak çekilme, ABD'nin Irak denkleminden çıktığı anlamına gelmediği gibi Bağdat'ın güvenlik sorunlarının kendiliğinden çözüleceği bir resme tekabül etmiyor. Aksine Irak, dışarıdan sağlanan askeri desteğin azalacağı ve güvenlik sorumluluğunun giderek artacağı yeni bir döneme giriyor.

Vaşington'un Irak politikasında bundan sonra doğrudan askeri mevcudiyet yerine diplomatik ilişkiler, ekonomik araçlar, savunma iş birliği, istihbarat ve bölgesel askeri kapasite daha fazla gündeme gelecek. Zira Körfez'deki askeri altyapısı sayesinde ABD gerektiğinde Irak sahasına erişebilir. Dolayısıyla Vaşington'un Irak politikasında geri çekilmeden çok stratejik yeniden konumlanmadan söz etmek daha doğru. Ancak asıl dönüşüm Irak'ın kendi içerisinde beklenebilir.

Bağdat'ın sınavı, Erbil'in ihtiyacı

ABD'nin 2003 işgalinin ardından 2011'de Irak'tan çekilmesini izleyen siyasi ve güvenlik alanındaki kırılganlık, DEAŞ'ın 2014'te ülkenin geniş bir bölümünü ele geçirmesini hızlandırmış, bunun üzerine ABD, Irak'a yeniden asker konuşlandırmıştı. Bugün koşullar önemli ölçüde farklı olsa da çekilmenin Irak'taki dengeler üzerindeki olası etkileri uzun süre tartışılacak.

ABD'nin çekilmesi, Bağdat'ın yıllardır savunduğu yabancı askeri varlığın azaltılması hedefi açısından önemli bir kazanım. Ancak Irak'ın egemenlik problemi sadece yabancı askerlerin varlığından kaynaklanmıyor. Bağdat hükümetinin ülke içerisindeki bütün milis güçler üzerinde ne ölçüde otorite kurabildiği de en az bunun kadar önemli.

Özellikle İran'la yakın ilişkilere sahip bazı Şii milis grupların durumu bu açıdan belirleyici olacak. Söz konusu güçlerin önemli kısmı ABD askerlerinin Irak'taki varlığını kendi silahlı faaliyetlerini meşrulaştıran bir kaldıraç olarak kullandı. Çekilmeyle birlikte bu gerekçe zayıflasa da yıllar içerisinde elde ettikleri siyasi nüfuz, ekonomik kaynaklar ve askeri kapasite ortadan kalkmıyor. Bu nedenle ABD'nin çekilmesi aynı zamanda Bağdat için geçmesi zor bir sınav. Hükûmet, yabancı askeri varlığın azaldığı bir ortamda bağımsız hareket eden milis grupları silahsızlandırabilirse Irak'ın kronik sorunlarından birinin çözümünde keskin viraj dönülebilir. Aksi tabloda, yabancı güçlerin varlığının devlet otoritesini zayıflattığına dair algı kristali tuzla buz olur.

IKBY açısından ise manzara oldukça farklı ve engebeli. Erbil yönetiminin "utanç verici" olarak tanımladığı çekilmeye ilişkin kaygıları sadece DEAŞ'ın yeniden güçlenme ihtimaliyle ilişkili değil. Irak'ta merkezi ve bölgesel yönetimin güvenlik güçlerinin kapasitesi 2011'deki çekilmeye kıyasla önemli ölçüde artmış durumda. Buna karşın, ABD ve uluslararası koalisyonun sağladığı istihbarat, hava savunması ve eğitim gibi imkanların azalması IKBY açısından yeni güvenlik açıkları demek.

Dahası ABD varlığı, Erbil açısından askeri kapasitenin ötesinde bir caydırıcılık işlevi görüyordu. Şubat ayında başlayan savaştan bu yana IKBY'ye bini aşkın saldırı düzenlediği tahmine edilen İran ve desteklediği Iraklı milis gruplarla yaşanan gerilimler düşünüldüğünde, Vaşington'un sahadaki görünürlüğünün azalmasının IKBY'ye yansımasında iki farklı sonuç mümkün. Çekilme, IKBY'deki Amerikan hedeflerini İran ve müttefikleri açısından gündemden çıkararak saldırı motivasyonlarını azaltabilir. Veya ABD koruyuculuğunun zayıflaması, Erbil'in özellikle füze ve İHA tehditleri karşısındaki kırılganlığını artırabilir. Her iki ihtimal de IKBY'yi Bağdat'la daha kurumsal bir güvenlik ilişkisi geliştirmeye zorlayacak. Peşmerge güçlerinin yeniden yapılandırılması ve KDP-KYB eksenindeki parçalı güvenlik düzeninin aşılması da bu nedenle daha kritik hale geliyor. Amerikan desteğinin sahadaki ağırlığının azalmasıyla Erbil yönetiminin güvenliği giderek daha fazla Irak'ın genel savunma sisteminin işleyişine bağlı olacak gibi görünüyor.

İran'a kısmi, Türkiye'ye çok

ABD'nin çekilmesinin İran'ın, Irak'taki nüfuzunu doğrudan artıracağı varsayımı ihtiyatla ele alınmalı. Tahran'ın Irak'taki etkisi sadece ABD varlığıyla rekabet üzerinden şekillenmiyor. Elbette İran'ın, Irak'ta siyasi partiler, silahlı gruplar ve ekonomik ağlar üzerinden uzun yıllara sâri ilişkileri mevcut. Bununla birlikte askerlerin çekilmesi, İran'a yakın silahlı aktörlerin söylem alanını da daraltabilir. ABD'ye karşı mücadele iddiasının ağırlığını kaybetmesi, bu grupların silahlı kapasitelerini neden korumaları gerektiğine ilişkin Irak içindeki tartışmayı daha görünür hale getirebilir.

Bu nedenle çekilme, İran açısından sadece yeni imkanlar değil, Irak'taki nüfuzunun daha yoğun eleştirildiği ve halihazırda tarihlendirilen milislerin silahsızlandırılması yönündeki adımları hızlandırabilir. Tabii, İran nüfuzundaki siyasi ve askeri güçlerin bunu tersine çevirebileceği de her zaman akılda tutulmalı.

Irak ile ilişkileri son yıllarda güçlü bir kurumsallaşma yolunda ilerleyen Türkiye açısından çekilmenin en önemli çıktısı ise Bağdat'ta devlet kapasitesinin güçlenme ihtimali. Türkiye'nin Irak'taki temel güvenlik sorunları merkezi devlet otoritesinin zayıf olduğu alanlarda ortaya çıktı. PKK'nın Sincar ve Irak'ın kuzeyindeki varlığı bunun en açık örneklerinden biri. DEAŞ tehdidinin geçmişte kontrolsüzleşmesi de aynı listede. Sincar'da merkezi hükûmetin kontrolünün güçlendirilmesi ile Başika konusunun son dönemde Ankara-Bağdat müzakerelerinde ele alınması, iki ülkenin güvenlik sorunlarını yönetebileceği yeni bir ilişki biçiminin önünü açabilir. Bu süreç başarıya ulaşırsa Türkiye açısından Irak'ta daha güçlü bir merkezi otorite, sınır güvenliği ve güvenlik sorunlarında daha öngörülebilir bir muhatap anlamına gelecek. Ancak İran'ın ülkedeki etkisinin beklentilerin aksine güçlenmesi, Ankara-Tahran-milisler ekseninde yeni hassasiyetlerin ortaya çıkmasına ve bu durumun Bağdat ile ilişkiler üzerinde de ilave sınamalar yaratmasına yol açabilir.

Sonuçta ABD askerlerinin Irak'tan ayrılması, Irak'ın önündeki sorunları azaltmaktan çok bunların niteliğini değiştiriyor. Bundan sonra Bağdat'ın başarısı, yabancı askeri desteğe ne ölçüde ihtiyaç duyduğundan ziyade ülke içerisindeki farklı güvenlik yapılarını ortak bir devlet düzeni içerisinde ne ölçüde yönetebildiğiyle ölçülecek. Irak'ın gerek bölgesel entegrasyon sürecinde ilerleyebilmesi gerekse komşu ülkelerle güçlü ve dengeli ilişkiler geliştirebilmesi süreçteki başlıklardan. Ayrıca süreç, İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni bölgesel dinamikleri okuyabilmesi ve milislerin silahsızlandırılması sürecini ne ölçüde başarılı yöneteceğiyle de yakından bağlantılı. Bu nedenle çekilmenin Irak için fırsata mı yoksa yeni bir kırılganlık dönemine mi dönüşeceğini Vaşington'un bundan sonra ne yapacağından çok Bağdat'ın ne yapabildiği belirleyecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.