RIFAT ÖNCEL
Enerji Krizi ve Rusya-Ukrayna Savaşının Mevcut Dinamikleri
Son dönemde enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ABD'de Kasım başındaki ara seçimlerin yaklaşması, Rusya-Ukrayna Savaşı bakımından önemli sonuçlar üretiyor. Söz konusu meselelerden dolayı baskı altında olan ABD yönetimi, Rusya ile acele bir dizel anlaşması yaparak fiyatlardaki yükselişi baskılamayı amaçlarken bir yandan da Ukrayna'ya yönelik eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı. Bu anlamda, gerek ABD yönetimi gerekse de Elon Musk gibi figürler yeniden Zelenski'nin görevi bırakması gerektiği yönünde beyanlarda bulunmaya başladılar. Yine son haftalarda ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı istihbaratın devamlılığında yaşanan sorunlar, Ukrayna'ya yönelik baskı politikasının yeniden gündeme alındığını düşündürüyor. Yapılan diğer açıklamalarla birlikte ele alındığında, ABD yönetiminin geçtiğimiz aylarda gerçekleşen barış görüşmelerinin başarısızlığından Ukrayna'yı sorumlu tuttuğu anlaşılıyor.
Barış görüşmeleri, hâlihazırda bir sonuca ulaşmamasına rağmen geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Trump, Rusya ile Ukrayna arasında bir enerji ateşkesi olduğunu duyurmuş ancak bu durum taraflarca teyit edilmemişti. Keza Trump'ın açıklamasından sonra da petrol ve doğal gaz tesislerine yönelik saldırıların sürdüğü görüldü. Savaşın neredeyse başından bu yana Rusya, Ukrayna'nın altyapısını ve enerji tesislerini hedef alıyordu ancak son dönemde edinilen kabiliyet artışıyla Ukrayna'nın da Rusya içlerinde ve liman bölgelerinde buna karşılık vermeye başlaması denklemi değiştirdi. Bu anlamda, bu yıl içerisinde Ukrayna'nın Karadeniz'de insansız deniz sistemlerinin de kullanımı olmak üzere çeşitli askeri operasyonlarla Rus enerji tesislerini hedef alabilmesi önemli bir değişim olarak değerlendirilmelidir. Ukrayna bu şekilde uzun zamandır stratejik amaçlarından biri olan savaşı Rus topraklarına taşımak ve Rus halkının hissetmesini sağlamak yönündeki arzusunu da gerçekleştirmiş olmaktadır.
Bununla birlikte, İran'a yönelik saldırılar ve Hürmüz'deki belirsizlik, küresel enerji piyasasındaki kırılganlığı artırmış durumda. Rusya'da üretimin azalması sebebiyle belirli ülkeler haricinde enerji ihracatına yasak getirilmesi kayda değer ve Rusya özelinde alışılmadık bir gelişme olarak değerlendiriliyor. ABD'nin, Ukrayna yönetimine yönelik baskılarına rağmen Ukrayna'nın Rus topraklarını hedef almaktan vazgeçmesi pek olası değil, zira kendi toprakları yoğun Rus füze ve İHA saldırıları altında olan Zelenski için misilleme politikasının pek bir alternatifi bulunmuyor. Diğer taraftan ABD'nin İran ile olan durumunun çözüme kavuşmaktan ziyade ara seçimler dolayısıyla bir soluklanma sürecine girdiği değerlendirilebilir. Bu kapsamda, geçtiğimiz haftalarda Basra Körfezine doğru yola çıkan yeni Amerikan uçak gemisi görev grubu ve amfibi görev grubu dolayısıyla İran'a yönelik askeri abluka girişiminin süreceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla İran ile olan durumu net bir zafer olmadan sonlandırmak istemeyen Trump için Ukrayna, siyaseten üzerine gidilmeye daha müsait bir aktör olma konumunu sürdürmektedir.
Ukrayna'ya yönelik yeni tur ABD baskısı, aynı zamanda istihbarat paylaşımındaki süreklilik veya savunma tedarikinin devamlılığı gibi meselelerle birlikte gündeme geldi. ABD, bu zamana kadar Ukrayna'ya yönelik baskı anlamında birçok enstrüman kullanmıştı. Bunların en önemlisi, kararı geçen sene alınan silah yardımlarının kesilmesi ve sonrasında Avrupa finansmanına bağlanmasıydı. Avrupa ülkelerinin parasını ödeyerek ABD'den satın aldığı Patriot sistemleri, Ukrayna için kritik bir önem taşımaya devam ediyor. Çünkü dronlara karşı mücadelede ciddi bir ulusal kabiliyet geliştiren Ukrayna için balistik füzelere karşı koruma meselesi hala bir zayıflık olmayı sürdürüyor. Patriot sistemleri ve önleme füzelerinin tedarikindeki süreklilik bundan dolayı kritik bir faktör durumunda. Geçtiğimiz günlerde Zelenski, ülkesinin önceki seneye göre daha az önleme füzesi alabildiğini vurgulamıştı.
Diğer taraftan açık kaynak hesaplamaları, aylık veya yıllık bazda Rusya'nın ürettiği balistik füze sayısının, Lockheed Martin'in ürettiği önleme füzesi sayısından daha fazla olduğunu gösteriyor. Diğer bir ifadeyle Rusya, Ukrayna topraklarında geçtiğimiz sene Lockheed'in tüm dünyaya teslim ettiği Patriot füzelerinden daha fazla balistik füze atmış durumda. Dolayısıyla, tedarik güvenliği ve özellikle hava savunma füzesi anlamında yaşanan darboğaz yalnızca Ukrayna'ya özel bir durum değil, aksine küresel bir problem haline gelmiş durumda.
ABD-Ukrayna sürtüşmesinin bir diğer boyutu da istihbarat paylaşımında yaşandı. Starlink'in Pentagon için tasarlanan askeri versiyonu Starshield'ın kullanımının yavaşlatıldığına dair Ukrayna tarafından ortaya atılan iddialar da çeşitli tartışmalara neden oldu. Söz konusu araçlar Ukrayna ordusunun savunma ve ofansif operasyonları için önem taşıyor. Örneğin, iddia edilen yavaşlatma dolayısıyla Ukrayna İHA'ları maksimum hızlarına ulaşamıyorlar. Bu durum hem Rus hedeflerine saldırı hem de jet motorlu Rus saldırı İHA'larının yakalanması bakımından zafiyet teşkil ediyor. Taktik birliklerde görev yapan birçok Ukraynalı komutanın bu tarz meseleleri vurguladığı görülüyor.
Dolayısıyla ABD'nin yardımlarının askıya alınması gibi tartışmalar sürekli gündemde olsa da yine de Ukrayna'nın savaşma kabiliyeti açısından ABD kritik bir rol oynamayı sürdürüyor. Kendi silah ve istihbarat akışı olmadan Ukrayna'nın Rusya ile mücadele edebileceğine zaten inanmayan ABD, mevcut mücadeleyi de kaynakların israfına yol açan stratejik bir çıkmaz olarak yorumluyor.
Bu şartlar altında savaşın çözümünün yakın olduğunu söylemek pek mümkün değil. Taraflar arasında spesifik bir ateşkese dahi ulaşmaktaki zorluktan kalıcı bir barış antlaşmasının uzak bir ihtimal olması anlaşılabilir. Zira genel bir ateşkesten ziyade enerji sektörüne yönelik bir ateşkesin dahi uygulanamadığı görülüyor. Bu da savaşın başlangıcından bu yana taraflar arasında gerek savaşın sebepleri gerekse de çözüm yollarına yönelik keskin bakış açısı farklılıklarından kaynaklanıyor. Bu anlamda, ara seçimler yaklaşırken Trump yönetimi yeni bir hamle yapmış görünse de beklediği somut çıktı üretilememiş gibi. Trump tarafında ara seçimler sonrasında da Rusya-Ukrayna politikasında keskin bir dönüş yaşanma ihtimali zayıf görünüyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.