PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
Beyninize turbo değil, mola lazım!
Sabah bilgisayarı açıyoruz: On sekme, üç mesaj grubu, iki toplantı ve "Bugün çok verimli olacağım" yemini. Öğlene doğru işler yerinde, biz tükenmişiz! Beyin çalışmıyor değil; bütün mahalle aynı anda kapısını çalıyor.
New Scientist'te ele alınan verimlilik meselesinin özü basit: Zihni sürekli sıkıştırmak, daha iyi çalışmasını garanti etmiyor. Bazen yapılacak en akıllı şey, gaz pedalından ayağı çekmek.
ÇOK İŞ, ÇOK MARİFET Mİ?
Aynı anda rapor yazıp mesaj cevaplamakla övünüyoruz. Oysa dikkat isteyen işlerde çoğunlukla eşzamanlı üretmiyor, görevler arasında gidip geliyoruz. Üstelik yarım kalan işin bir parçası zihnimizde oyalanıyor. Beynin masasını toplamadan yeni dosya açıyoruz!
Bir deneyde, sık bölünen katılımcılar işlerini daha hızlı bitirmiş. Fakat stresleri, hayal kırıklıkları ve hissettikleri çaba artmış. Yani işi yetiştirmişler ama içerideki muhasebeci fazla mesaiyi kaydetmiş!
UYKUYU KISMAYIN
Uykudan çaldığınız zamanı kazanç hanesine yazmadan önce düşünün. Kısa süreli uyku kısıtlaması bile dikkati, planlamayı ve dikkat dağıtıcılara direnme becerisini zayıflatabiliyor. Beynin bakım saatini iptal edip sabah kusursuz hizmet beklemeyelim.
Bir öneri de günde önemli bir işe kesintisiz zaman ayırmak. Örneğin 60–90 dakikalık bir odaklanma aralığı denenebilir. Ama bu süre sihirli değildir; herkese aynı verim garantisini vermez.
MOLA DA İŞİN PARÇASI
Kısa dinlenmeler, uygun kişilerde öğle sonrası kısa bir kestirme ve bildirimleri azaltmak işe yarayabilir. Herkesin en verimli saati de aynı değildir.
Benim önerim: Sabah masaya oturunca önce bugünün önemli işini seçin. Her mesajı acil servis çağrısı sanmayın. Telefonun sesi kısılınca dünyanın dönmesi durmuyor; bazen sizin işiniz nihayet ilerlemeye başlıyor.
Beyninize her sabah "Daha hızlı!" diye bağırmayın. "Kolay gelsin, biraz dinlen!" demeyi de öğrenin.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.