PROF. DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU
Yaşlılığın sigortası kaslar mı?
Bir kavanozu açmak, alışveriş torbasını taşımak, tuvaletten kalkmak… Gençken üzerinde düşünmediğimiz bu hareketler, zamanla bağımsızlığımızın ölçüsüne dönüşebilir. İnsan bazen sağlığın kıymetini büyük bir hastalıkta değil, alçak bir koltuktan kalkmaya çalışırken anlar.
KAS KUVVETİ VE BAĞIMSIZLIK
Günlük hayatın fiziksel talepleri büyük ölçüde aynı kalırken, bizim onları karşılama kapasitemiz azalabilir. Merdivenin basamakları değişmez; fakat onları çıkmak için harcadığımız çaba artar.
Yaklaşık 4,5 kilogramlık bir yükü kaldırmakta veya taşımakta zorlananların oranı altmışlı yaşlarda yüzde 22, seksen yaş ve üzerinde yüzde 46'dır. Kolçaksız sandalyeden kalkmakta zorlananların oranı da aynı gruplarda yüzde 17'den yüzde 45'e çıkar. Bunlar sportif başarıyla değil, bağımsız yaşayabilmekle ilgili rakamlardır.
YAŞLA BİRLİKTE KUVVET KAYBI
Yaşlanma hakkında en insani yanılgımız, onu başkalarının başına gelen bir şey sanmamızdır. Şu tespit bu yüzden önemlidir: "Hepimiz yaşlanmanın kaslar ve kuvvet üzerindeki etkilerini çevremizde görebiliyoruz; ancak nedense bunun kendi başımıza geleceğini hayal edemiyoruz."
Kas kütlesi ve kuvveti genellikle otuzlu yaşlarla kırklı yaşların başlarında zirveye ulaşır. Sonrasında kuvvet azalır; bu kayıp ileri yaşlarda hızlanabilir. Yetmişimizde doğa yürüyüşü yapmak istiyorsak, hazırlığa yetmişinci yaş günümüzde başlamamak gerekir. Gelecekteki hareket kapasitemiz, bugünkü alışkanlıklarımızdan etkilenir.
HAREKETSİZLİK VE ANİ KAYIPLAR
Kas kaybı her zaman yavaş ve düzenli ilerlemez. Bir hastalık, yaralanma veya uzun süre hareketsiz kalmak, fiziksel kapasitede ani azalmaya yol açabilir. Bu dönemler "katabolik kriz" olarak adlandırılır.
Terimin karşılığı basittir: Beden kısa sürede kaybeder, geri kazanmakta zorlanır. Üstelik kaybedilen kapasitenin tamamı her zaman geri gelmez. Bu nedenle önceden kuvvet rezervi oluşturmak önemlidir. Amaç yalnızca bugün rahat hareket etmek değil, zorlayıcı bir dönemden sonra toparlanmayı destekleyecek kapasiteye sahip olmaktır.
Direnç antrenmanı; ağırlık, direnç bandı veya vücut ağırlığı kullanarak kasları bir dirence karşı çalıştırmaktır. Hedef herkesi halterci yapmak değil, kişinin kendi yaşamını sürdürebilecek kuvveti korumasıdır.
"Yaş ilerledikçe kas kütlesini, kuvvetini ve gücünü korumanın veya yeniden kazanmanın en iyi aracı direnç antrenmanıdır." Burada gösterişten çok devamlılık önemlidir. Kişinin kapasitesine uygun, zaman içinde ilerleyen bir çalışma, kısa süreli heveslerden daha anlamlıdır. Bedenle kavga etmek değil, onu düzenli olarak çalışmaya davet etmek gerekir.
KASLARIN ÖTESİNDEKİ FAYDALAR
Direnç antrenmanının katkısı aynadaki görüntüyle sınırlı değildir. Kemik kaybını yavaşlatabilir, glukoz metabolizmasını iyileştirebilir, depresyon belirtilerini hafifletebilir ve uyku kalitesini artırabilir.
Araştırmalarda daha yüksek kas kuvveti ve direnç antrenmanı, daha düşük ölüm riskiyle de ilişkilidir. Ancak burada kelimeleri dikkatli seçmek gerekir: İlişki, garanti değildir. Kaslarımız önemli bir dayanaktır; her hastalığa karşı dokunulmazlık belgesi değildir. Sağlığı tek bir ölçüye indirgemek, bedenin bütünlüğünü gözden kaçırır.
SAĞLIKLI YAŞLANMAYA YATIRIM
Bana göre mesele yalnızca uzun yaşamak değil, o yıllarda kendi hayatına katılabilmektir. Yemek hazırlamak, seyahate çıkmak, torunuyla oynamak, yardım beklemeden ayağa kalkmak… Bunlar küçük işler değil, günlük özgürlüklerdir.
Kas, yaşlılığın tek sigortası değildir; fakat bağımsızlığımızı destekleyen önemli yatırımlardan biridir. Beslenme, dinlenme ve genel sağlık da bu yatırımın parçalarıdır. Hiçbiri diğerinin yerine geçmez; birlikte değer kazanırlar.
Bugün çalıştırdığımız kaslar, yarın hayatın içinde kalmamıza yardımcı olabilir. Yaş almak kaçınılmazdır; gücümüzü korumak için yapabileceklerimiz ise vardır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.