ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)
YÖK'e ve savcılara açık mektup
Arkadaşımız Ufuk Tekin'in binlerce sayfa belgeyi tarayıp onlarca kişiyle konuşarak ve günlerce düşünüp saatlerce yazarak kaleme aldığı bir dizi...
Neydi amacımız, hangi mesajı vermeye çalıştık?
Bizce malûm ama acaba dizi, adresine ulaştı mı?
Bu konuda önem verdiğimiz iki kurum var; biri YÖK, diğeri savcılar.
İster Özel Yetkili olsun, isterse düz, hiç fark etmez, Cumhuriyet savcıları...
Kısaca anlatalım...
Yoksa öç alma, kayırma ya da öfkeyle yaptığı cezalandırma amaçlı işlemler miydi?
Birçok üniversite çalışanının yaptığı itirazlar üzerine mahkemelerden yürütmeyi durdurma ve iptal kararları çıktı. Bu kararlar uygulandı mı yoksa yargı kararları hiçe sayılarak dolanıldı mı?
YÖK bu süreci biliyor mu, biliyorsa gereğini yaptı mı, 'Dur bakalım' dedi mi?
Savcılar takip ettiler mi?
Bu kantin ve kafeler bir üniversiteye yaraşır gereklilik, şekil ve tasarımla mı yapıldı?
Yoksa rüşvet istendiğini öne sürerek isyan eden bir kantincinin iddia ettiği gibi miydi olan bitenler? "Sen misin itiraz edip gazetecilerle konuşan!" denilerek kirası daha o yıl iki katına çıkarılan, yargı 'dur' deyince bu kez, kantin sayısını ikiye, üçe ve en sonunda da dörde çıkartarak o kantinciyi iflas ettiren üniversite yönetimine 'Dur' dedi mi YÖK?
Hesap sordu mu ya da en azından inceledi mi?
Koku pis miydi güzel mi, ciddi biçimde araştırıldı mı yoksa savsaklandı mı?
***
Aynı iddia, Alper Akınoğlu ile arası bir ara iyi olan bir müteahhit (C.K.) tarafından da dile getirilip devletin birçok makamına raporlar halinde iletildiği halde ne yaptı YÖK?
Hangi iddiaların üzerine gitti?
Örneğin ihaleye fesat, edimin ifasına fesat, görevi kötüye kullanmak ve sahte belge düzenlemek gibi vahim iddialar irdelendi mi yoksa görmezlikten mi gelindi?
Bu vahim suçlama ve iddia karşısında harekete geçildi mi, 'Alper Akınoğlu'nun asıl yargılanması gereken suçları bunlardır' noktasına gelindi mi?
Gelinmediyse bile "İşte belgeler" diyerek ayrıntısıyla anlattığımız tuhaflıklar, YÖK'ü bu vahim süreci anlama çabası içine soktu mu?
İstediği kişi sınav kazanmadı diye sınav komisyonunu bile değiştirip ikinci kez sınav yapan, bu yüzden mahkemede hukuksuzluğu ortaya çıkarken YÖK ne yaptı?
İzlemekle mi yetindi,
Yoksa "Dur" mu dedi?
Çalışma Bakanlığı müfettişlerince verilen raporlar dinlenmeyince "Dur", SGK, hak edişlerini tahsil etmek için çırpınırken "Yeter" denilebildi mi?
Ama siz belki hâlâ Kıbrıs'a giderek "Rektör yetki ve görevlerine haiz" bir üniversite kampus yönetim kurulu başkanı sıfatıyla özel bir kanun ve senato kararı bile çıkarttırabildiğinin farkında değilsiniz...
2547 sayılı YÖK Kanunu'nu dolanarak ÜÇÜNCÜ KEZ REKTÖR olacak olan Alper Akınoğlu hakkında işlem yapmak yerine olan biteni seyretmek, hâlâ ilgisiz ve duyarsız kalmak doğru mudur?
Anlatılanlar vahim, suçlamalar çok ciddidir.
Gereği bir an önce yapılmalıdır.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.