ERSİN RAMOĞLU (GÜNEY)
İhtilal ve babam
Paris'te doğacaktı...
Hayıflanıyorum…
Elbette Parisli olmadığımıza değil.
O büyük hamlenin durmasına...
Düşünsenize; 1950'de başlayan kalkınma hızının aynı şekilde sürdüğünü,
Darbelerin yaşanmadığını,
Ekonominin durumunu...
Türkiye'yi kim tutabilirdi şimdi?
1960'ta Demokrat Parti Trabzon mebusu olan amcam Salih Zeki, Adnan Menderes ile birlikte Yassıada'ya hapsedilince soyadımıza da yurt dışı yasağı kondu.
Aynı yıl babam Paris ECOL ABC Dessin'den bir davet aldı…
Seine Irmağı'nın her iki yakasına kurulmuş bilim, kültür ve sanatta dünyanın önde gelen merkezlerinden biri olan Paris'e gidecektik artık.
Babam da 2000 yıllık tarihe sahip kentte sanatını konuşturacaktı.
"Ama ihtilal engel oldu."
Böyle derdi.
Küçük makasla siyah kağıda profil kesebilen dünyadaki tek sanatçıydı.
'Hayat' mecmuasında da karikatürleri yayınlanan tek Türk çizer.
Askerde hastalanmış, öldü diye morga kaldırılmıştı.
Bir hastabakıcı sayesinde kurtulmuştu.
Ekmeğin karneyle verildiği günler.
Dedem üç evli,
Her bir eşinden en az dört çocuğu var...
Hangi birine yetişsin...
Tabi en büyük çileyi babam ve kardeşleri çekti...
İlkokul öğretmeni çizgilerini keşfetmişti.
Resim sevdası böyle başladı.
Bu yüzden kaçtı İstanbul'a.
Karakalem ve pastel boyalarla yaptığı resimlerle geçinmeye çalıştı.
Sonra Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin misafir öğrencisi oldu...
Trabzonlu ünlü şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüpoğlu ile çalıştı.
Zeki Müren de akademiden arkadaşıydı.
Sanat çalışmalarına burada devam ediyordu.
Gözlerinde şimşekler çaktı bir gün.
Doktoru 'durum kritik' deyince soluğu Çapa Tıp'ta aldık.
Tek gözünü kurtarabildik.
Diğeri görmez olmuştu.
Kötü günler de böyle başlamıştı.
Karikatürlerinin ABD'de dünyanın önemli dergi ve gazetelerinde yayınlandığı ve para kazanmaya başlayacağı bir sırada gözünü kaybetmesi onun için bir felaketti.
Annem ise öleceğinden korkuyordu hep...
Göz doktorlarının kullandığı Snellen tablosundan aldım eve.
Her gün göz muayenesi yapmak için.
"Şu harfi görüyor musun baba?"
"Evet" dediğinde dünyalar benim olurdu, morali de düzelirdi.
Diğer gözünde de görme sıkıntısı başladı...
Yaşama küstü.
Ölüme yattı sanki…
Ve bir sabah bizi bırakıp gitti.
Şimdi fistuğumla o portakal ağacının altında yan yanalar…
Onu ve anamı çok özlüyorum…
Miraç Kandili gecesi ikisine de dua ettim.
Babalar Günü'nüz kutlu olsun.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.