REFİK ERDURAN

22 Mart 2013, Cuma

Denemesi bedava

Size de olmuştur, eminim. Yılın bu günlerinde takvimin mutluluk armağanı gibi bir "ilk" yaşarsınız. Pencereyi açtığınızda kurşuni ayların ayazından sonra ilk kez güneşin ılık nefesi yüzünüze esiverir. Yol yamacında ilk gelincik, manav tezgâhında ilk yeşil erik çıkar karşınıza.
"Aaa!" dersiniz. "Bahar gelmiş."
Bu yıl bana daha kapsamlı bir mutluluğu bir başka "ilk" tattırdı. Takvimin değil, yurdumdaki akıllanışın müjdesiydi bir genç kadının yüzündeki küçük tebessüm.
Gazetelerde ve ekranlarda siz de görmüşsünüzdür belki: Türkçe bilmeyen vatandaşlarla da anlaşabilsinler diye güvenlik görevlilerimize Kürtçe öğretiliyor. Ve aldığı derse seviniyordu bir kadın polisimiz!
Bunda şaşılacak bir şey olmaması gerekir ama var maalesef. Yıllardır Kürt sözü geçtikçe kimi suratlarda öfke ve küçümseme belirtileri görmeye öyle alışmışım ki gülümseyen yüzdeki hoşnutluk belirtisi gönlümü ısıtıverdi.
Gerçi son zamanlarda iyi niyetli görünme gereğinin ağır bastığı çevrelerde "birlikte yaşamaya alışma zorunluluğu" vurgulamaları da moda oldu. Ama, düşünürseniz, "hoşgörü" çağrıları hiç uygun bir yaklaşım içermiyor. Çünkü öyle sözlerin gerisindeki anlam birbirimize katlanmak.
Oysa asıl şunun sorulması gerek: Niçin birbirimizi değerlendirmiyor da "çekiyoruz"?
Çünkü farklılıkların zenginlik olduğu düşüncesi edebiyat değil, basit ve somut bir gerçeğin belirlenmesidir.
Bir lokantanın yemek listesinde lüferin yanı sıra palamut sunulduğunu görürseniz, beğendiğinizi yersiniz. Birini seçip "katlanmazsınız" ötekine. Ola ki ikisini de seviyorsunuzdur; bir gelişinizde birini, ikincisinde ötekini seçersiniz. Düpedüz zenginliktir çeşitlilik.
Başka ülkelerde uzunca kalıp sarışın bolluğunu yeknesak bulmaya başladıktan sonra Türkiye'ye dönünce kara yağız yurttaşlarım çok cana yakın görünür gözüme. Fazla beyaz dostlar ayıplasınlar isterlerse: Lahmacunu da özlerim.
Şimdi söyleyeceğimi büsbütün yadırgayıp dalga geçeceklerdir. Biraz Kürtçe öğrenmek istiyorum. Kürt şarkılarının daha iyi tadına varacak kadar.
(Ne var? Kırkımı geçmişken Rusça öğrenmeye kalktım. Hayır, Lenin'in hikmetlerini değil, Puşkin'in şiirlerini kendi dilinde okuyabilmek için. Arkasını getiremedim, başka. Ama yanlış bir girişim saymıyorum.)
Diyeceğim, pop kültürünün bezdirici tekeline bırakmayalım sevgi kavramını. Türkler havalarına girip yaşantılarındaki keyifleri paylaşabilmek için Kürtlere daha SEVECEN yaklaşmayı denesinler.
Bakarsınız yol olur, kendilerini ve birbirlerini de biraz sevmeye başlarlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.