ERDAL ŞAFAK

15 Ekim 2005, Cumartesi

AB'den ev ödevi gelmeye başladı

Evet, gerek Avrupa basınının başlıkları, gerekse AB Komisyonu'nun açıklamaları Türkiye'nin artık AB'nin parçası gibi algılanmaya başlandığını gösteriyor.
Ya da en azından sorunlarımızı kendi dertleri gibi görmeye başladıklarını.
Ama keşke bütün sorunlarımız kuş gribi gibi gelip geçici başağrıları olsa...
9 Kasım'da yayınlanacak ve müzakerelerin başında Türkiye'nin röntgeninin çekilmesi anlamına gelecek İlerleme Raporu'nda çok daha ciddi sıkıntıların hatırlatılması kesinleşti. Özellikle yargı alanında: Hrant Dink ve Orhan Pamuk davaları, Eğitim-Sen'in kapatılması kararı...
İsveç'in başkenti Stockholm'dan dün bir haber geldi. Bir devlet kurumu olan "Swedish International Development Cooperation Agency" (SIDA), yani "İsveç Uluslararası Kalkınma İçin İşbirliği Ajansı"ndan. Şöyle deniyor:
"Sınır Tanımayan Avukatlar örgütüyle işbirliği yaparak Türkiye'de birçok davayı izledik. Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerin mahkemelerce uygulanmadığını, avukatların da bu düzenlemelerin ne anlama geldiğini bilmediklerini belirledik. O nedenle Sınır Tanımayan Avukatlar örgütü Türkiye'de hukuk sisteminde görev yapanların eğitimi için bir program hazırladı."
Türkiye'nin artık bütün yönleriyle tüm AB üyelerince mercek altına alındığını göstermeye bu örnek bile yeterli.

Roma Statüsü baş ağrıtacak
Ama bizim ilgimizi şu sıralar AB'nin hafiften hafiften baskıya başladığı "Uluslararası Ceza Mahkemesi" pürüzü çekiyor. İstenen ne? Türkiye'nin Roma Statüsü'nü onaylayıp Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olduğunu ilan etmesi. Hatta Başbakan Erdoğan'a "Bize geçen yıl söz vermiştiniz" hatırlatmasını da ihmal etmiyorlar.
Gerçekten de Erdoğan 6 Ekim 2004'te Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde, "Bu kürsüden bugün Türkiye'nin yakın bir gelecekte Roma Statüsü'nü onaylayarak Uluslararası Ceza Divanı'na taraf olacağını ilan ediyorum" dedi.
Erdoğan bu sözü verdiği sırada, 38'inci maddeye "Uluslararası Ceza Mahkemesi" kavramını yerleştiren Anayasa değişikliğini gerçekleştirmiş olmanın rahatlığı içindeydi. Ancak daha sonraki adımlar atılamadı. Çünkü asker ve diğer güvenlik birimleri karşı çıktı. İtirazın nedenini anlamak için Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin görev ve yetkilerine bakmak yeterli.
1998'de Roma Statüsü ile temelleri atılan mahkeme 1 Temmuz 2002'de kuruldu. Görev alanına 4 suç türü giriyor: Savaş suçu, insanlık suçu, soykırım suçu ve saldırı suçu.
Mahkemenin özelliği devletleri değil, kişileri yargılaması. Örneğin bir savaş suçunda emri verenden uygulayanlara kadar zincirin tüm halkalarından hesap soruyor. O yüzden Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı "Dünyanın en güçlü kişisi" diye niteleniyor. Benzetmede hiç de abartı yok; zira savcının karşısında hiçbir dokunulmazlık zırhının geçerliliği yok.
Asker ve diğer güvenlik birimlerinin böylesine geniş yetkilere sahip mahkemeye karşı çekincelerini tahmin etmek güç değil. Bölücü terörle mücadelede ellerinin kollarının bağlanacağı kaygısını taşıyorlar. Geçenlerde Türkiye'yi ziyaret eden Avrupa Parlamentosu heyetinin iddiaları, kaygıları daha da artırmış olmalı.
Kısacası bu konu yakın gelecekte Ankara'da ciddi gerilim kaynağı olabilir.
Neyse biz şimdilik Avrupa basınının Türkiye'yi AB'nin parçası gibi algılayan manşetleriyle gönlümüzü ferah tutmaya çalışalım!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.