ERDAL ŞAFAK

23 Ekim 2005, Pazar

Hukukun üstünlüğü yargının saygınlığı

Van olayını hiç kimse "Yargıya intikal etmiş ihalede usulsüzlük iddiası" olarak görmüyor. Ne Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'a destek verenler, ne de karşı cephede yer alanlar.
İki taraf da konunun siyasal boyutlarının ağır bastığını, arka planında bir tür "kan davası" ya da "hesaplaşma" bulunduğunu, demeçleriyle, yorumlarıyla "zımmen" kabul ediyor.
Böylece iki taraf da "Siyaseten çözümlenemeyen bir konunun yargıya havale edildiği" noktasında birleşmiş oluyor.
İşin en tehlikeli boyutu da bu: Yargı kararlarına güvenin, yargı bağımsızlığına inancın son kırıntılarının da kaybolması. "Son kırıntıları" diyoruz, çünkü yargının bağımsız olmadığı veya bağımsızlığını yitirdiği yıllardır söyleniyor. Hem de hukukçular tarafından.
Örneğin Yargıtay Başkanları Sami Selçuk, Eraslan Özkaya, Osman Arslan her Adli Yıl açılış töreninde "Yargının bağımsız olmadığını" altını çizerek tekrarladılar.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, "Yargı bağımsızlığının sadece Anayasa'da, yani kağıt üstünde kaldığını" yine her fırsatta hatırlattı.
Halkın görüşü de farklı değil; birkaç yıl önce AB Komisyonu ve Liberal Düşünce Topluluğu'nun ortaklaşa araştırmasında, "Türkiye'de mahkemeler yasaları adil ve tarafsız uyguluyor mu" sorusuna deneklerin yüzde 64.5'i "hayır" yanıtı verdi.
Haksız değiller. O kadar çok "sabıka", öyle kabarık dosya var ki
* 28 Şubat sürecinde savcılar iddianameleri sanıkların kimlikğine göre hazırlamadılar mı?
* Başbakan Erdoğan'ın davasında Yargıtay, hukukun temel ilkelerini yıkarak, Sami Selçuk'un ifadesiyle "Ağır yanılgılarla dolu sakat bir karar" vermedi mi?
* Daha yakın tarihe gelirsek, Leyla Zana ve arkadaşları, AB'nin dayatma, hatta tehdit sınırına varan uyarılarıyla tahliye edilmedi mi?
* Eğitim-Sen'e yargının olumsuz görüşüne rağmen Genelkurmay baskısıyla kapatma davası açılmadı mı?

Hukuk reformu için fırsat
28 Şubat ve Erdoğan davalarında "Siyasi rant" kaygısıyla en azından sessiz kalanlar, şimdi feryat ediyor. O dönemin mağdurları ise güçlükle gizledikleri rövanş keyfiyle "Yargıya güvenin" diyor. Sanki yargıya güvenmediklerini Meclis kürsüsünde itiraf eden kendileri değilmiş gibi.
Hiçbir iktidar kalıcı değil. Gün olur devran döner, bugün "Yargıya güven" nutukları atanlar yarın yine yargı bağımsızlığını mum gibi arayacak sıkıntılarla karşılaşabilirler.
O nedenle, Prof. Dr. Aşkın olayı fırsat olarak görülmeli.
İktidar "Türk yargısı muhafazakar. Hatta savcılar daha muhafazakar ama doğru kararların verildiği daha yüksek mahkemeler var" (Dışişleri Bakanı Gül'ün 18 Ekim'de Financial Times'te yayınlanan demeci) diyerek yargının en azından belli bir dünya görüşü karşısında tarafsız olamadığını kabullendiğine göre...
Muhalefet de "Hepimiz güven içinde mahkemenin kararını bekleyelim deme noktasında olmaktan hızla uzaklaşıyoruz. Bu çok tehlikeli bir gelişme" (CHP lideri Baykal'ın dün yaptığı açıklama) diyerek adalete güvenin sarsıldığını ilan ettiğine göre...
Adliye koridorlarını ve duruşma salonlarını siyasi rüzgarlara sıkı sıkıya kapatacak hukuk reformu için harekete geçmenin tam zamanı.
Çünkü yansızlık ve bağımsızlık yargıçların onuru. O onurun yitirilmesi ya da örselenmesi sadece yargıcın değil, toplumun da sorunu.
Yargı bağımsızlığını evrensel güvencelere bağlayacak hukuk reformu gecikirse, sadece adalet kirlenen değer olmakla kalmayacak, toplumsal barışın, hatta birliğin de temelleri dinamitlenecek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.