ERDAL ŞAFAK

05 Ağustos 2008, Salı

Geride bıraktıklarımız...

Lütfen yakınma olarak algılamayın. Sadece içimizi döküyoruz. Geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimi krizinin tetiklediği erken seçim nedeniyle tatil yapamadık. Yaz boyunca yazılarımız da seçim ve onu izleyen gelişmeler üstüne oldu.
Bu yıl AK Parti hakkındaki kapatma davasına, Ergenekon operasyonuna rağmen risk aldık. Bir Ege kasabasındaki mütevazı evimizde üç hafta kafamızı dinleyecektik. Ve de gündemin baskısından fırsat bulabilirsek farklı konuları ele alacak, sizler için yeni pencereler açacaktık.
Sıkı da hazırlanmıştık. Bir valiz dolusu kitap, dosya, not, belge götürmüştük.
Ama o üç haftada tarih ırmağının akışı öylesine hızlandı ki, bizi de önüne katıp götürdü. Yani gündemden bir türlü kopamadık.
Tüm o dosyalar, notlar, hazırlıklar, mesleğimizin jargonuyla söylememiz gerekirse, "Elimizde şişti".
Gündem kurbanları
Ah, neler yoktu ki o dosyalarda...
- Örneğin Roma İmparatorluğu'nda köleler için uygulanan amortisman hesabının günümüzde küresel muhasebe sistemine etkilerini irdelemeyi kafaya koymuştuk.
- "Avrupa İslamı" akımı ile Kayserili Müslüman Kalvinistler'in karşılıklı etkileşimi üstüne sıkı bir çalışma yapmıştık.
- Pakistan'daki 5 Temmuz 1977 darbesi ile Türkiye'deki 12 Eylül 1980 darbesinin gerek hazırlık ve uygulama, gerekse sonuçları açısından ortak yönlerini ve günümüze etkilerini de bir yazı konusu yapacaktık.
- Bir kişinin, Başkan Jimmy Carter'ın ulusal güvenlik danışmanı Zbigniew Kazimierz Brzezinski'nin (1997'de yazdığı "Büyük Satranç Tahtası" adlı kitabında "ABD'nin askeri ve emperyalist projelerini halka kabul ettirmek için yeni bir Pearl Harbor gerekiyor" diyen strateji uzmanı), Fas'tan Pakistan'a kadar giden bölgenin, yani "Genişletilmiş Ortadoğu"nun kaderini nasıl değiştirdiğini anlatacaktık.
- Fransa'nın önde gelen Orta Çağ tarihçilerinden Sylvain Gouguenheim'ın Antik Yunan mirasının Orta Çağ'ın Hıristiyan Batı'sına aktarılmasında İslam bilginlerinin rolünün sanıldığından çok daha az olduğunu iddia eden "SaintMichel Dağı'ndaki Aristo" adlı kitabından ve akademik çevrelerde yol açtığı eşi görülmemiş polemikten söz edecektik.

Gelecek yaz umudu
İstanbul'a dönerken iddialı bir karar aldık: Tüm o hazırlıkları, notları, belgeleri ve kitapları Ege kasabasında bıraktık. Tabii kalbimizi de.
Gündem ırmağının -galiba- yavaş yavaş durulmaya başlayan suları gelecek yaza, eğilip içebileceğimiz kadar berraklaşabilirse, birkaç örneğini sıraladığımız farklı çalışmalarımızın hapsedildiği dosyaların kapağını o zaman daha gönül rahatlığıyla ve yaptığımız işten daha çok mutluluk duyarak ve de keyifle açabileceğimiz umuduyla Kürkçü Dükkânı'na geri geldik.
Yeter ki, gelecek yaza çıkalım.
Yeter ki, gelecek yaz Türkiye o tür yazılar hazırlayacak kadar normalleşmiş olsun.
11 ay sonra yeniden zamanın ağır aktığı o Ege kasabasından yazmak umuduyla, merhaba İstanbul. Hoş bulduk.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.