ERDAL ŞAFAK
Geleneksel sancı
Üç yıl önce bugünlerde aralarında bizim de bulunduğumuz bir grup gazeteci Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileriyle bir "Bilgilendirme toplantısı" nda bir araya gelmiştik.
Konu o günlerde, tam tarih belirtmemiz gerekirse, 30 Ocak 2007'de ABD Temsilciler Meclisi'ne sunulan "Ermeni soykırımını ABD'nin resmen tanıması" na ilişkin karar tasarısıydı.
Dışişleri yetkilileri biraz kaygılıydı, çünkü Temsilciler Meclisi Başkanlığı'na yeni seçilmiş olan Nancy Pelosi'nin seçim bölgesi Ermeniler'in küçümsenmeyecek güce sahip olduğu Kaliforniya eyaletiydi. Üstelik Pelosi kampanyasında Ermeni soykırımını tanıtmak için çaba harcayacağı sözü vermişti.
Dışişleri'nin o zor günlerde başlıca güvencesi Beyaz Saray'da Başkan Bush'un bulunmasıydı. Bush yönetiminin Türk-Amerikan ilişkilerinde onulmaz yaralar açacak böyle bir kararın çıkmasını engelleyeceği umuluyordu.
Öyle de oldu. Girişim Dış İlişkiler Komitesi düzeyinde kaldı. Yani Pelosi, tasarıyı Temsilciler Meclisi Genel Kurulu'na indirmedi.
Bir meslektaşımızın "Soykırımı tanısak ne kaybederiz" diye sorduğu o toplantıda, hiç unutmuyoruz, Dışişleri yetkilileri orta vadeli bir öngörüde bulunmuşlardı: Bu yıl (2007) soykırım tasarısını engelleyebiliriz, gelecek yıl da (2008) durdurabiliriz, belki ondan sonraki yıl da (2009) başarılı olabiliriz, ama 2010'dan itibaren işimiz iyice zorlaşabilir.
Öngörüleri tuttu, 2010'un 24 Nisan arefesine kadar geldik. Peki, işimiz geçmiş yıllara göre gerçekten daha zor mu? Önce parametrelere bakalım:
Ama bir yandan da Obama'nın seçim kampanyasında 1915 olaylarını "Soykırım" diye niteleyeceği ve tanıyacağı sözü var. Geçen 24 Nisan'da "Büyük felaket" tanımıyla geçiştirdi. (Hoş, onun da "Soykırım"la eş anlamlı olduğunu iddia edenler çıktı...)
Beyaz Saray patronunun bu yıl da 24 Nisan'ı hem Ermeni diasporasını gücendirmeyecek, hem de Türkiye'yi rahatlatacak şekilde atlatabilmesi için bir kaldıraca ihtiyacı var. Ne olabilir? Onun da yanıtını yarın arayalım...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.