ERDAL ŞAFAK
Seçenler seçilenler
Siyaset tünelinde yolculuğumuzun üçüncü ve son bölümüne geldik. Bugün konumuz 1980 öncesi siyasetinin "Koca Reis"i Sadettin Bilgiç.
Daha doğrusu, Bilgiç'in bir not eşliğinde bize gönderdiği "Türkiye'de Seçimler ve Seçim Kanunları" araştırması.
Notta şöyle diyor: "Son zamanlarda köşe yazarlarımız ve televizyonlarda program düzenleyenlerle konuşma yapanlar, seçimlerin öne alınmasını istiyorlar. Ama nasıl bir seçim kanunuyla seçimlerin yapılmasının lazım geldiğini söylemiyorlar. Sadece mevcut ülke barajının yüzde 10'dan 5'e düşürülmesini istiyorlar. Uygulanan nispi temsil sisteminde, milletvekiline değil sadece iktidara getirilmek istenen partiye oy verildiği, hiç dile getirilmiyor."
Ve "Seçmenlere milletvekilini tercih etmesi imkânı da verecek" bir seçim sistemi getirilmesi gerektiğini öneriyor Bilgiç.
Yasayla seçmen yönlendirilir mi?
Biz araştırmanın "Seçmene rağmen iktidara gelme, iktidarda kalma ya da iktidara gelmesini önleme planlarının millet tarafından nasıl boşa çıkarıldığı"na ilişkin örneklerini ibretle okuduk. Siyasilere "Bir nevi hizmetimiz olsun" niyetiyle aktaralım:
Sadettin Bilgiç araştırmasını bir soruyla noktalıyor: "Kanunlarla seçmenin iradesini yönlendiremediğimize göre, el ele vererek milletimizin bünyesine uygun, demokratik rejime sağlıklı işlerlik kazandıracak bir seçim kanunu hazırlamak en doğrusu değil mi?"
Biz de bir soruyla bitirelim: Haksız mı?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.