ERDAL ŞAFAK

25 Şubat 2011, Cuma

Topal ördek

Bugün Ankara semalarından bir "Topal ördek" geçecek. Şimdilik kolu-bacağı kırık uçabilen ama yakında kanatları da kırılacağı için uçamayacak duruma gelecek olan bir "Topal ördek".
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi kastediyoruz. Ve onun 5-6 saatlik Ankara ziyaretini.
Üstelik Fransa Cumhurbaşkanı sıfatıyla değil G-20 dönem başkanı kartvizitiyle geliyor. Aman ne üzüldük, ne üzüldük...
Hükümet bir ara Sarkozy'nin ziyaretini uzatması, programına İstanbul'u da alması için bir-iki girişim yaptı ama Paris'ten ses çıkmayınca omuz silkip vazgeçti.
Sarkozy'nin ziyaretini bu kadar kısa tutması ve Ankara'yla sınırlandırması, gençlik yıllarındaki Türkiye anılarını, izlenimlerini "Aynen korumak" saplantısından kaynaklansa gerek.
Bilmem hatırlayacak mısınız; birkaç yıl önce gençliğinde bir arkadaşıyla arabayla Avrupa turuna çıktıklarını ve Yunanistan üstünden Türkiye'ye de geçtiklerini açıklamıştı Sarkozy. Ve Türkiye'den çektiği fotoğrafı şöyle anlatmıştı:
"Bozuk yollarda şalvarlı ve eşekli köylüler... Gecekondular... Yoksulluk... Vs..."
1970'lerin başından söz ediyoruz.
Çevresinin "Türkiye artık sizin gördüğünüz Türkiye değil" uyarılarına rağmen Sarkozy inatla bu fotoğrafı korudu. Ve Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasının iki temel gerekçesinden biri yaptı.
Diğeri, Avrupa'nın sınırları ve bu sınırlarda Türkiye'nin payı: "Bize okulda Türkiye'nin Asya ülkesi olduğunu okuttular. Hatta adının da 'Küçük Asya' olduğunu söylediler. Yanılıyor muyum?"
İster yanılsın, ister ders kitaplarına ve anılarına çakılıp kalsın. Derdimiz değil.
İster birkaç saatlik ziyaretle gelip geçsin, ister günlerce kalsın. Umurumuzda değil.
Çünkü Sarkozy'nin de, ziyaretinin de Türkiye'ye zerrece faydası yok. Olamaz da.
Halkının yüzde 70'inin nefret ettiği, kendi partisinin tabanının bile dışlamaya başladığı, önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması olasılığının sıfıra indiği (Not: Son kamuoyu araştırmalarına göre ikinci tura bile kalamayacak!) bir "Lider"in ne politikalarının ağırlığı olur, ne sözlerinin önemi, ne şu veya bu yönde tercihlerinin herhangi bir sonucu.
Bir de Fransa'nın yüzlerce yıllık dış politikasını duvara toslatması ve Arap isyanlarında sergilediği korkaklık, ikiyüzlülük, bilgisizlik ve beceriksizlik var ki, başlı başına yazı konusu yapmaya değer.
Özetle Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan, Sarkozy ile yapacakları görüşmelerde hiç kendilerini yormasınlar, dinleyip geçsinler.
Sarkozy'ye "Hoş geldin, beş gittin" demek bile yeter de artar bile...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.