ERDAL ŞAFAK

11 Ocak 2012, Çarşamba

Galiplerin Adaleti

Bugün, Küba'daki Amerikan üssü Guantanamo'da bulunan cezaevine ilk terör suçluları ya da zanlılarının gönderilmesinin 10'uncu yıldönümü.
Biliyorsunuz; 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD ordusu ve CIA, başta Afganistan ve Pakistan olmak üzere dünyanın her yerinde "Terörist avı" başlattı ve yakaladığını Guantanamo'ya kapattı. Uluslararası Af Örgütü'nün verilerine göre, 2011 sonu itibariyle Guantanamo'da 171 tutuklu var. Aslında hukuk açısından onlara tutuklu değil, gözaltında tutulanlar demek daha doğru olur.
Gözaltının da bir sınırı, bir süresi olur ama Guantanamo sakinlerinin ezici çoğunluğu bugüne kadar ne mahkeme önüne çıkarıldılar, ne de hangi suç iddiasıyla Küba'daki cezaevine gönderildiklerini öğrenebildiler. Yani ABD onları ne yargılıyor, ne salıveriyor. Tek taraflı "Savaş hukuku" hükümlerini işletiyor. Bir başka ifadeyle, "Galiplerin Adaleti"ni uyguluyor. Böyle hukuk, böyle adalet olur mu?
Guantanamo'nun 10'uncu yılı dolayısıyla Batı medyasında çarşaf çarşaf yorumlar yayınlanıyor. Örneğin, Uluslararası Kriz Grubu'nun üyesi olan İngiliz yazar William Sharcross, "Teröristlerin adil bir yargılamaya hakları var mı" diye sorduktan sonra şöyle diyor:
"Nazi savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Mahkemeleri ile Guantanamo aynı kefeye konamaz ama iyi örnek ile kötü örnek mukayesesi için bir işe yarayabilir. Konuyu iyi biliyorum, çünkü babam Nürnberg Mahkemesi'nde İngiltere'yi temsil eden savcıydı.
Bizler 'Kötü' kavramını sürekli yeniden icat ediyoruz. El Kaide, İkinci Dünya Savaşı'nda mağlup edilen faşizmle karşılaştırılabilir. Ama bu, işlenen suçlar ne kadar korkunç olursa olsun, sanıkların adil yargılanmalarına bir engel oluşturamaz. Çünkü adil yargılanma hakkı, demokratik ülkelerin temel değerlerinden biridir.
Adalet, kararlarında halkın hoşuna gitme kaygısıyla hareket edemez. Nürnberg'deki hukukçular gibi biz de 'Galiplerin Adaleti' yaklaşımından uzak durmak zorundayız."

***

Bir mahkemenin başına gelebilecek en kötü, en trajik şey, "Galiplerin Adaleti"ni uyguladığı önyargısı ya da yargısının yakasına yapışmasıdır.
Çünkü o zaman iş "Adalet"in kendisinin sorgulanmasına kadar gider. Ve bir devleti demokratik yapan üç direkten biri temellerinden sallanmaya, hatta kaymaya başlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.