ERDAL ŞAFAK
Pijamalı hırsızlar
Biz gazetecilerin mesleğimizi serbestçe icra edebilmek için ekmeksu kadar hayati bir güvenceye ihtiyacımız var: İfade özgürlüğü.
1950'lerin başında kabul edilen Basın Kanunu, konuyu sadece "Basın özgürlüğü" ile sınırlamış ve "Basın serbesttir" maddesiyle kestirip atmıştı.
Ondan 50 küsur yıl sonra, 9 Haziran 2004'te kabul edilen 5187 sayılı 32 maddelik Basın Kanunu ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (AİHS) esas alarak, özgürlük kavramını çağdaş kriterlere dayandırdı. Yani, "İfade özgürlüğü"nü esas aldı ve AİHS hükümleri dışında bu özgürlüğün hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını hükme bağladı.
***
Bu hırsızlıkla mücadelede bir yasa elimizi kolumuzu bağlıyor: "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu".
60 yıl önce, 1951 Aralık'ında kabul edilen bu yasanın 36 ve 37'nci maddeleri meslektaşlarımın "Pijamalı gazeteciler" diye niteledikleri bazı sözde medya mensuplarının oturdukları yerden ürünlerimizi kendi internet sitelerine fütursuzca koymalarına imkân veriyor.
36'ncı maddeye göre, "Basın veya radyo tarafından umuma yapılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir." (Not: O dönemde televizyon ve internet olmadığı için mecra olarak sadece basın ve radyo sayıldı.)
37'nci maddeye göre ise, "Fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalara alınması mümkündür. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, yayınlanması serbesttir."
Kısacası, biz çalışıyor, üretiyor, para harcıyoruz, ekmeği "Pijamalı gazeteciler" yiyor.
Bakalım bu hırsızlığa nasıl ve ne zaman "Dur" denecek?
Sağlıklı ve mutlu nice bayramlara dileğimle...
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.