ERDAL ŞAFAK
Program öncesi
Yılda 3-4 kez "Başbakan Erdoğan ile gündem" programlarına katılırım. Her program öncesi çeşitli kesimlerden, kendilerini "Mağdur" diye niteleyen meslek gruplarından e-mail yağar. "Derdimizi Başbakan'a duyurur musunuz" diye...
Artık klasikleşmiş olan bu mail sağanağı dün gece Kanaltürk'teki program öncesinde de elektronik posta kutumu doldurdu.
Biliyorum, programa katılan diğer meslektaşlarım da sağanaktan nasiplerini aldılar.
Mail'lerin ezici çoğunluğu yine öğretmenlerden geldi. "Eş durumu" ataması durdurulan öğretmenlerden.
Kimi sitemle başladı söze: "Şanslı mıyım acaba; mail'imi okur musunuz? Lütfen okuyun, biz sizi her gün okuyoruz."
Kimi çıkıştı: "Sizler bu toplumun sıkıntılarını ve acılarını yansıtmakla görevlisiniz. Çektiğimiz sıkıntılar karşısında sağır ve dilsiz oldunuz. Sizin için hiç haber değerimiz yok mu?"
Kimi mani düzdü: "Binlerce öğretmen gözü yaşlıdır / Bilmem ki bakanın kalbi taş mıdır / Eşleri ayırmak müstahak mıdır / Bunları bir düşün sayın bakanım... / Bakanlığın önü gözyaşı seli / Gelmiyor devletin merhamet eli / Ben yarimden ayrı düşeli / Gülmüyor hiçyüzüm sayın bakanım..."
Ve ardından Başbakan Erdoğan'a iletilmesi ricasıyla feryatlar, çığlıklar. Hangi birine yetişeyim, hangi birini aktarayım ki...
İşte rastgele seçtiğim birkaç örnek...
Elbette bu sıkıntılı duruma ya da soruna çözüm önerisinde bulunanlar da var. İşte biri:
"1- Sınıf öğretmenlerine, başta yan dal sahipleri olmak üzere branş değiştirme hakkı tanınabilir. 2- Sınıf öğretmenlerinin çok az bir bölümünün mağduriyetini giderebilecek olmasına rağmen, becayiş hakkı verilebilir. 3- Beşinci sınıflara da (Yeni sistemde orta birinci sınıflar) yine sınıf öğretmenlerinin girmesi imkânı sağlanabilir."
Programda fırsat bulup Erdoğan'a soramasam bile, hiç değilse bu köşe aracılığıyla yetkililere feryatları ilettim.
Vicdanım rahat.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.