ERDAL ŞAFAK

23 Ekim 2012, Salı

Lorca'da ne oldu?

Van'ın 9 bin yılı aşan tarihinde bugün beyaz bir sayfa açılıyor. Başbakan Erdoğan'ın hak sahiplerine dağıtacağı binlerce evin anahtarı, Türkiye'nin müthiş seferberliğinin onur tacı olacak.
Elbette doğal afetlere, özellikle depreme, insanın çaresizliğini, güçsüzlüğünü gösteren yaman sınavlar diyebiliriz. Kıtaların sürüklenmelerini, fay hatlarının hareketlenmelerini önlemek insanın elinde değil.

Ancak... Her depremi doğa tetiklemiyor.
Bazen insanoğlu da doğanın gazabını uyandırabiliyor.
Tıpkı, Lorca'da olduğu gibi...

***
Lorca, İspanya'nın güney-doğusunda yer alan, Akdeniz'e pek de uzak sayılamayacak aşağı-yukarı 60 bin nüfuslu bir kent.
Halkın geçim kaynaklarının başında tarım geliyor. Daha doğrusu sebze yetiştiriciliği: Enginar, dolmalık biber, brokoli, salatalık gibi. Ve bir de bağcılık. Yoğun su kullanımı gerektiren işler bunlar..
***

Lorca'da 29 Ocak 2005 tarihinde 4.6 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Can kaybı olmadığı, sadece bazı binalardaki çatlaklarla atlatıldığı için çabuk unutuldu.
Ve... Lorca 11 Mayıs 2011'de yeniden sallandı. 5.1 büyüklüğündeki depremle. 9 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. Dahası binlerce kişi evini yitirdi, birçok tarihi bina ve anıt ağır hasar gördü.
Aslında 29 Ocak 2005 tarihindeki deprem bir uyarı, daha doğrusu doğanın bir mesajıydı ama kimse kavrayamadı.

***
Doğanın gönderdiği mesajın içeriği dün öğrenilebildi. "Nature Geoscience" dergisinde yayınlanan Lorca depremiyle ilgili bir araştırma sayesinde.
Western Ontario Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Pablo Gonzales başkanlığındaki bilim adamları ekibinin Lorca'da bir yılı aşkın süreyle yürüttükleri araştırma, ürkütücü bir sonucu ortaya çıkardı: 29 Ocak 2005'teki depremi de, 11 Mayıs 2011'deki depremi de insanoğlu tetiklemişti!
Nasıl?
***

Yukarda belirttiğim gibi, Lorca halkı geçimini sebze yetiştiriciliği ve bağcılıkla sağlıyor. Yine yukarda belirttiğim gibi, bu iki sektör de yoğun su tüketimini gerektiriyor. Ne var ki, Lorca'da zengin su kaynakları yok.
Çare? Yeraltı sularına başvurmak. Son 50 yılda o kadar yüklenildi ki yeraltı kaynaklarına, su seviyesi 250 metreden fazla düştü. Bu gelişme, yer kabuğundaki basıncı artırdı. Öyle ya; yer kabuğu ile yeraltı su kaynakları arasındaki 250 metrelik boşluk bir şekilde dolacaktı.
Özetle, çöküverdi yer kabuğu. Sonuç: Yerle bir olan evler, enkaz altında yitirilen canlar...
***

Raporda, yeraltı su kaynaklarının çok zorlandığı yerlerde deprem riskinin olağanüstü arttığı önemle vurgulanıyor ve çok ama çok ciddi bir uyarıda bulunuluyor:
Sakın ha, baraj göllerinizi doldurmak için yeraltı kaynaklarına pek başvurmayın. Yoksa...
***

Siz siz olun, unutmayın: Depremden sadece doğa sorumlu değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.