ERDAL ŞAFAK
Hollande kriteri
Gizleyerek, unutarak, en kötüsü inkâr ederek, hiçbir yere varılamaz. 132 yıl boyunca Cezayir alabildiğine adaletsiz ve zorba bir sistemin boyunduruğuna sokuldu...
Setif, Guelma, Kherrata katliamları Cezayirliler'in belleklerinde ve vicdanlarında ilk günkü tazeliğiyle demir atmış durumda. 8 Mayıs 1945'te dünya barbarlığa karşı zaferini kutlarken, Fransa evrensel değerlerinden saptı...
Anılara, tüm anılara saygılıyız. Şiddet, adaletsizlikler, katliamlar, işkence... Hepsi için de gerçeği kabul etmek görevimiz...
Gerçeği kabul etmek ve ortaya koymak bir zorunluluk. İşte bunun için tarihçilere arşivleri açmak gerekiyor.
Ve bir mesajla noktalıyor: "Gelin, gerçeğin belirlenmesini tarihçilere bırakalım."
***
Türkiye ne diyor: "Türkiye de, Ermenistan da, ellerinde tehcir dönemiyle ilgili belge bulunan diğer ülkeler de arşivlerini açsın. Karma bir tarihçiler komisyonu oluşturulsun. Bu komisyon tüm arşivlere girsin, ulaşabildiği tüm belgeleri değerlendirsin..."
Ama bu çağrı ne Ermenistan'dan olumlu yanıt alabildi bugüne kadar, ne de o döneme ilişkin epey belgeye sahip olan Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya, ABD gibi dostlardan.
Hollande neden tarihçilere arşivlerin açılmasını istiyor? Çünkü Cezayir'in bağımsızlık savaşıyla ilgili Fransız belgelerinin önemli bir bölümü bugün bile kilit üstüne kilit vurulmuş dolaplarda saklanıyor. "Devletin güvenliği açısından hassas belgelerin kamuya açıklanmasının 50 yıl yasak olması" nedeniyle.
Türkiye'nin "Herkes arşivlerini açsın" çağrısının yanıtsız kalmasının da asıl nedeni, "Ermeni tehciri"nde herkesin günahının olması değil mi?
***
Onun talebine onun formülüyle peki: "Tanımaya evet, özüre hayır."
Ama tanımak için de önce gerçeklerin ortaya çıkması gerekiyor.
Gerçeklerin ortaya çıkması için de arşivlerin açılması.
Başta Fransa olmak üzere o dönemin -yukarıda saydığım- tüm büyük güçlerine sormak lazım: Var mısınız?
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.