SALİH TUNA

01 Ocak 2025, Çarşamba

Bir dakika...

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Soğuk Savaş 89'da nihayete ermiş, NATO'nun karşısında konuşlanan Varşova Paktı dağılmış, 91'de de Sovyetler Birliği yıkılmıştı.
Tuhaf olduğu kadar da acıklı bir süreç başlamıştı.
Acıklı dediğim, SSCB'nin bakiyesi Rusya gündüz gözüyle NATO'ya katılmak isteğini dile getirmişti. Halbuki bizzat Rusya'nın öncüsü olduğu Varşova Paktı'nın kuruluş gerekçesi NATO karşıtlığından ibaretti.
Bir acıklı durum da Türkiye'de, "sömürge aydınları" arasında yaşanmıştı. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte "Son kullanma tarihimiz sona erdi" düşüncesiyle kara kara düşünmeye başlamışlardı. Ne ki acentesi oldukları Batı, imdatlarına yetişmekte gecikmemişti: Bundan kelli İran'a karşı görev yapacaklardı. Sizin anlayacağınız, artık "İran düşmanlığından" ekmek yiyeceklerdi.

***

Sömürge aydınlarının öncülük ettiği operasyon adamakıllı başlamıştı.
Her sakallıyı Humeyni zanneden yurdumun sekülerlerinden Humeyni'den Korkan Kadınlar Derneği'ne kadar endişeli laiklerin alayı "Mollalar İran'a" sloganları atıyorlardı.
"Mollalar" dedikleri günümüzde "Siyasal İslamcı" tesmiye ettikleri kesimlerdi.
Merhum Erbakan'ın lideri olduğu Refah Partisi'nden İsmailağa Cemaati başta olmak üzere tüm tarikatlara gösterdikleri (kin ve nefretle malul) tepki, zamanla az veya çok tüm "dindarlara" yöneldi. Hâliyle toplumsal fay hatları oldukça gerildi.
Gerilen toplumsal fay hatlarını kırmak için de MOSSAD ajanları harekete geçmişlerdi. Mesela, Uğur Mumcu'yu 1993'te Ankara'da katledip ellerini kollarını sallayarak İsrail'e uçmuşlardı. Yurdumun endişeli modernleri de Uğur Mumcu'nun arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla eşzamanlı (adeta elleriyle koymuşçasına) katili bulmuşlardı: Katil İran'dı. (Aynı film AK Parti döneminde de vizyondan inmedi. Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan İran'ın adamı olmakla itham ediliyor; İsrail medyasında Uğur Mumcu cinayetini anıştıracak şekilde "Türkiye İstihbarat Şefi bir sabah arabasında özel bir sürprizi hak ediyor" ifadeleri yer alıyordu. Dönemin Başbakanı Erdoğan da ne zaman İran'a resmi ziyarette bulunsa, halihazırdaki FETÖ firarilerinin alayı "Erdoğan anayurduna gitti" yollu çemkiriyorlardı.)
Mecidiyeköy'de "Türkiye laiktir laik kalacak... Mollalar İran'a..." sloganları eşliğinde o kadar tozutmuşlardı ki eşzamanlı okunan ezana aralarından "yuh" çekenler bile çıkmıştı.

***

Fay hatlarının kırılmasının ardından 28 Şubat süreci devreye sokulmuştu.
Dinini yaşamaya çalışan her Müslüman'a "gerici/yobaz" yaftası vuruluyor, başörtülü öğrenciler üniversitelerden yaka paça atılıyor, imam hatipler ve Kuran kursları kadük bırakılıyor, yaz aylarında camilerde çocukların Kuran öğrenmesi bile yasaklanıyor, "Türkçe ezan" muhabbetiyle de ezanın tekrar yasaklanması gündeme getiriliyordu.
Entegrist laikler de gemi azıya alıyor; "Laik olmayan insan bile değildir" diyorlardı. (Laiklik 1937'de kabul edilmiş, Mustafa Kemal de 1 yıl sonra ölmüştü. Bu azgın laiklerin insan tanımına göre, son 1 yılı hariç Atatürk de güme gitmişti.)
Hiç unutmam, İstiklal Marşı'mızdaki "Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli" mısraından rahatsız olan bir generalin demeci Cumhuriyet'te yayımlanmıştı.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu işbu 28 Şubat sürecinin en netameli günlerinde "mezhep asabiyetini" deşifre edercesine şöyle demişti: "Türkiye İran olmayacak ama Suriye de olmayacak!.." (O vakitler Suriye'de katil Beşar Esad'ın babası Hama katliamının sorumlusu Hafız Esad vardı.)
Duygusal durumların iğvasına kapılmayalım, her daim agâh olalım. Yoksa, Türk dizi tarihinin en kült işi Kurtlar Vadisi Pusu'da olduğu gibi "derin devlet" adına savaşan dünün İskender Büyük'ü, gözünüzün önünde (demokrasi uğruna) "derin devlete" savaş açan Polat Alemdar'a dönüşür de göremezsiniz.
Yeni yılın bölgedeki Müslümanlara, entegrist nefretlerden ve bilumum bencilliklerden sıyrılarak tüm enerjileriyle Gazze'deki soykırımı durdurmaya çalışacakları azmi ve feraseti getirmesini dilerim.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Salih Tuna | Bir dakika...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.