SALİH TUNA

26 Mart 2026, Perşembe

Erdoğan’ı anlamak...

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Güya İran'ı arkalayan kimi hesapların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı itibarsızlaştırmak için adeta fırsat kolladığını esefle takip ediyoruz.
Hayır yani ne sanıyorlar?
Bugün Erdoğan gidip de Nevşin Mengü kafalılar iktidara gelse, İran'ın başı göğe mi erecek?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Körfez'deki Arap ülkelerini (Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğerlerini) İran'a karşı olası bir savaşa katılmamaları için yoğun bir diplomatik çabayla sükûnete davet ettiği "Bloomberg" gibi uluslararası yayın organlarına dahi yansıdı, görmüyorlar mı?
Şuncağızı da mı akıllarına düşürmüyorlar:
Erdoğan değil de (kendi ülkesi Venezuela'ya Amerikan askeri müdahalesi çağrısı yapan) Maria Corina Machado gibi bir vatan hainini "özgürlük kahramanı" ilan eden kafalar iktidarda olsaydı ne olurdu?
Körfez ülkelerini savaştan uzak tutmaya mı çalışırlardı yoksa İran'a karşı açılacak cephede Batı'nın güdümünde en ön safta yer almak için mi yırtınırlardı?

***

Unutmuş olamazsınız: Bundan 15 yıl mukaddem ana muhalefet, sırf İran'a yapılan haksızlıklara karşı çıktığı için Erdoğan'ı "eksenimizi kaydırmakla" ve "Batı'dan kopartmakla" suçlamıştı.
Nedeni de şuydu:
Sayın Erdoğan, o dönem Başbakan sıfatıyla uluslararası arenada, "İsrail'in elindeki nükleer silahları görmezden gelip İran'ın barışçıl nükleer santrallerine karşı çıkmak çifte standarttır..." diyerek adaleti haykıran yegâne liderdi.
Ne var ki bu tarihsel ve stratejik duruşu ne dışarıdaki husumet odakları ne de içimizdeki dar görüşlü (Şii veya Sünni) "mezhepçi" hamakat ehli kavrayabildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre önce de 13-14 asırlık mezhep tartışmalarının yeniden alevlendirilmesini tehlikeli bir psikolojik harp olarak tanımlayarak şu tarihi uyarıyı yaptı: "Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz."
Devlet Bahçeli de bu ayrıştırıcı tuzaklara karşı devlet aklının tavrını netleştirerek destek verdi.

***

Bu birleştirici vizyon; Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil'e kadar öncü mütefekkirlerimizin bize bıraktığı entelektüel mirastır.
Esad Coşan Hocamız da "İran'ı dışlamayalım (...) Batı'nın çirkin iftiralarına aldanmayalım, iğrenç politikalarına kanmayalım, onlar bizi birbirimize düşürüp kırdırmak; sonra da kendi sömürüsünü devam ettirmek istiyor..." diyerek yıllar öncesinden bizi uyarmıştı.
Tüm bu açık ikazlara rağmen birileri çıkıp "İran, ABD-İsrail siyonist ittifakına karşı kazanırsa Şiilik sempati toplar" gibi meczupça korkular üretiyorlar.
Epstein ittifakının İran'a bomba yağdırmasını siyonistlerle kol kola kutlayan İranlıların varlığı üzerinden nasıl ki Şiilik aşağılanamaz, İran'ın şanlı direnişi üzerinden de tersi hasıl olmaz.
Zira, İran mezhep savaşı değil ABD-İsrail emperyalizme karşı varoluşsal bir "Kurtuluş Savaşı" vermektedir. Nokta.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.