SALİH TUNA

18 Ağustos 2026, Salı

Tezgâha dikkat

Your browser doesn’t support HTML5 audio

Uçaklarını düşürdük, dönemin başbakanı "Vurun emrini ben verdim" dedi, yine de bu çetin badireyi atlattık.
Rus Büyükelçi Karlov'u vurdular, kriz teğet geçti.
Azerbaycan- Ermenistan savaşı dolayımında Rusya ve Türkiye karşı karşıya gelebilirdi. Korkulan olmadı.
Normal şartlarda iki ülkeyi savaş pozisyonuna sokabilecek bu badireler Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin'i birbirine daha çok yaklaştırdı.
Yani, tuzağa düşmedikçe güven tazelediler.
Fakat küresel oyun kurucular hiçbir zaman boş durmadılar, durmazlar!..

***

Ukrayna-Rusya savaşı dolayımında Türkiye baştan beri en zor olanı yaparak, "Toprak ilhakını tanımıyoruz, Ukrayna'nın bütünlüğünden yanayız" dedi.
Fakat küresel bozguncuların iğvasına kanıp Rusya ile de köprüleri atmadı.
Ne mi yaptı?
İlişkileri sürdürdü. Hatta arabuluculuk yapmaya çalıştı.
Hem sözde değil özde arabulucu olduğunu kanıtlamak hem de denge unsuru olduğunu göstermek için Montrö'yü kalkan yapıp Karadeniz'i herkese kapattı.
Gelgelelim büyük hazımsızlık da burada başladı.
Hazımsızlığın gereği Türkiye-Rusya ilişkilerini krize sokmak için 3 Ağustos 2026'da ABD Kongresi'nde tezgâhı kurdular.

***

Türkiye sonuç itibarıyla ABD menşeli silahları Ukrayna'ya transfer etmekle elinden eskileri çıkarıp envanteri tazeleyecekti.
Ne ki Ukrayna'nın amacı o silahları doğrudan cepheye sürmekti.
Hâl böyle olunca Rus Sözcü Zaharova, "Ukrayna'ya ölümcül silah yığarsanız aramız bozulur..." yollu tepki gösterdi.
Şimdi iyi hesap yapalım:
Bir yanda özellikle 15 Temmuz saldırısı dâhil son yıllarda hep yanımızda duran Rusya, diğer yanda bizi hava savunma sisteminden yoksun bırakmakla kalmayıp sırf hava savunma sistemi S-400'leri aldığımız için düşman konumuna düşüren müttefikimiz ABD var.
Malumunuz, S-400'ler gerekçesiyle bizi F-35'ten atıp CAATSA ile terbiye etmeye kalkan mahut "müttefikimizin" istekleri de küstahlık seviyesinde.
İstiyorlar ki Rusya'dan aldığımız S-400'leri Ukrayna'ya verelim de Rusya'yı etkisiz hâle getirsinler.
Uzun lafın kısası...
Küresel bozguncuların "bizim adımıza savaşın" tezgâhına karşı her daim agâh olmamız lazım gelir.
Türkiye'nin ihtiyacı Batı'nın tarafını seçmek değil; her şartta kendi tarafını korumaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.