SALİH TUNA
Tetiği kim çekecek?
ABD "güvenlik yükünü" daha fazla taşımak istemediği Avrupa'dan çekilirse Türkiye nasıl etkilenir?
Hayır, fantastik bir soru değil bu; ABD'nin tüymeye hazırlandığı artık herkese malum bir sır.
Mesele asker eksikliği değil sadece, Avrupa'nın güvenlik mimarisinin sil baştan kurulmasıdır.
Takdir edersiniz ki bugünden yarına olacak iş değil.
Anlaşılan o ki şu bizim "çağdaş-muasır medeniyet seviyesi" oldukça sancılı bir fetret devrine girecek.
Rusya'nın soğuk nefesini ensesinde hissetmemek için "caydırıcılık" seviyesini behemehâl yakalamak zorundalar.
Lakin caydırıcılık öyle Dostoyevski'yi yasaklamaya benzemez.
Kaldı ki vitrine silah dizmek de yetmez. Tetiği çekecek yüreğinizin olduğuna karşı tarafı inandırmanız da lazım.
Laf döndü dolaştı tam yerine denk geldi, söylemeden olmaz: Avrupa'nın "yeni güvenlik denkleminde" Türkiye'nin varlığı hayati önemi haizdir.
***
Hülasa, stratejik fay hatlarının tam göbeğindeyiz.
Ayrıca İHA ve SİHA'larımızla yerli savunma sanayiimiz güvenilir bir tedarik kapısı.
Olası bir kriz, bizim için muazzam bir ihracat ve teknoloji işbirliğine dönüşebilir.
Fakat madalyonun bir de öteki yüzü var:
Kendimizi bir anda Avrupa'nın bekçisi olarak Batı-Rusya mengenesinde bulabiliriz.
***
Yeni satranç tahtasında taşı nereye koyacağız, mesele orda.Şayet Avrupa'nın yeni savunma mimarisine teknolojimiz ve lojistiğimizle akıllıca eklemlenirsek, jeopolitik önemimizi nihayet tarihi bir ekonomik ve diplomatik kazanca tahvil edebiliriz.
Aksi takdirde çok yazık olur.
Hele ki "Ne kadar da vazgeçilmeziz" yollu "hamaset yeline" aklımızı verirsek, maazallah Avrupa'nın bekçiliğini yaptığımızla kalırız.
Demem o ki asıl soru o devasa güvenlik boşluğunun neresinde duracağımızdır, gerisi hikâye.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.