BÜLENT TİMURLENK
2 tulumba ve sonrası
Üniversitede okuyor, bir taraftan iplik işi yapıyoruz. Öğlenleri tabldot geldiğinde Boşnak ustabaşımızla hem sohbet edip hem yemek yerken masaya oturur oturmaz yemeğe iki tulumba tatlısı ile başlamasını hiç unutmam. Alışkın değilim tabii! 'Biz böyle başlarız' demişti. Dün de F.Bahçe Stadı'na gelenler maça iki tulumbayı mideye indirerek başlayan bir takım gördüler. Önce Oğuz'un nefis golü, ardından Greenwood'un güzel golü. Daha 11. dakikada 'farka gider' havası vardı maçta. F.Bahçe sezonun en iyi futbolunu Avrupa'nın Barcelona ile birlikte en formda takımı Roma'ya karşı oynamış, galibiyetin kenarından dönmüştü. Aston Villa deplasmanındaki ağır mağlubiyet bir tarafta, ligde son 4 maçta kalesini gole kapatıp 14 gol atan bir F.Bahçe... Kartal'ın, İrfan'ı dinlendirip Greenwood'u Vedat'ın arkasına koyması, Lukaku'yu dinlendirmesi, Kerem'i ilk 11'de başlatması bütün bunların hepsi pazartesi günkü derbinin 11'ine hazırlıktı. O iki tulumba tatlısının üzerine Ederson-Guendouzi'nin oyun kurarken fahiş hatası ortamı ekşitti. Çeklerin bireysel hatadan golle maçın içinde kalması, ikinci yarıda F.Bahçe'nin rakibi ile topa sahip olmayı eşit paylaşması sonrasında ve hücumdaki verimsizlikle oyunu bıçak sırtı bir son çeyreğe soktu… Doğrusu ne F.Bahçe 3. golü atacak kadar ne de S.Prag beraberliği bulacak kadar baskın görünmediler. Ama futbol bu! Rakip, Ederson'un neredeyse ağzının içinden vurdu topu filelere. Elbette 2 farktan beraberlik Roma ile berabere kalmak gibi değil. Kartal, Prag'ı bir düşündüyse G.Saray üzerine 5 kez kafa patlatacak.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.