ÜLKÜ TAMER

05 Ocak 2009, Pazartesi

Çoğu "Sinemanın Altın Çağı"ndan

Yönetmen sözcüğünü nereden bilelim, rejisör derdik. Ama bu rejisör denen adam ne yapar, ne işe yarar, akıl erdiremezdik. Öyle ya, yazan yazmış, oyuncular oynuyor, biri de onları filme alıyor. Tanıtma yazılarının sonundaki "Directed by" her kimse, ne yapıyor?
Gideceğimiz filmleri sadece oyuncularına bakarak seçerdik. Konu, beş aşağı beş yukarı, oyunculardan belli olurdu zaten.
Yönetmene bakarak film seçme alışkanlığım lise yıllarında başlayacaktı.

***

İki yönetmenin bende ayrı yeri var. Fellini'yle Hitchcock'un.
En sevdiklerim listesinde onları tepeye yerleştiririm. <ı>Sonsuz <ı>Sokaklar, <ı>Kalpazanlar <ı>Çetesi, <ı>Sekiz <ı>Buçuk, Fellini'yi en sevdiğim yönetmen yapmıştı. <ı>Amarcord'u öylesine sevdim ki, Türkiye'ye kimse getirmeye yanaşmayınca kolları sıvadım, ben getirdim.
Hitchcock da benim için hep vazgeçilmez oldu. Sinema keyfini bana en çok yaşatan yönetmendir Hitchcock. <ı>Gizli <ı>Teşkilat'ını her seyredişimde aynı tadı alırım.

***

Avrupalılarla başlayayım. François Truffaut'yla. İşte sinemanın keyfini çıkaran biri daha. Dalgasını geçen, eğlenen, kamerayı bir cin çocuğun oyuncağı gibi kullanan yönetmen.
Bir Fransız daha. Louis Malle. <ı>Atlantic <ı>City'si bile yeter.
Sonra Jacques Tati. Bizde <ı>Amcam olarak bilinen <ı>Dayım, benim için alçakgönüllü bir başyapıttır. "Modern" dünyada ilişkilerin, tatların yavaş yavaş yokolmasını ne güzel verir.
Sonra İtalyanlar. Fellini'nin yanısıra Vittorio de Sica, Luchino Visconti, Pietro Germi.
Bir İsveçli. Ingmar Bergman . <ı>Yaban <ı>Çilekleri, İskandinav soğuğunu duygu yüklü sıcaklığıyla yokeden bir güneştir.
Hollywood dışındaki yönetmenlerimin sonuncusu, Satyajit Ray . Hint sinemasını <ı>Zavallı <ı>Ayşe"lerle, <ı>Avare'lerle özdeşleştirdiğim bir dönemde "Apu Üçlemesi" beni nasıl da şaşırtmıştı.

***

Benim yönetmenlerimin çoğu Hollywood'dan. Sinemanın altın çağından. Onlar, bilgisayar oyunlarına sığınarak arka arkaya hareketli resimler sıralamıyorlardı. Ne büyük sanatçılar olduklarını kanıtlamaya çalışmıyorlardı. Öykü anlatıyorlardı. Kovboy öyküleri, gangster öyküleri, korsan öyküleri, aşk öyküleri, tarihsel öyküler.
Benim yönetmenlerimin çoğu o altın çağdan geliyor.
John Ford'la başlamalıyım. "Sanatçı değilim ben. Film yaparım" diyen büyük ustayla. Oysa sanatçının hasıdır Ford. Bütün filmlerini severim. <ı>Vadim <ı>O <ı>Kadar <ı>Yeşildi <ı>ki, <ı>Gazap <ı>Üzümleri, <ı>Rio <ı>Grande ... Hepsini. İki filmi ise kişisel listemin tepelerinde dolaşır: <ı>Kadın <ı>Satılmaz ile <ı>Baharda <ı>Hücum .

***

<ı>İnsanlık <ı>Suçu ile <ı>Devlerin <ı>Aşkı'nı da severek seyretmiştim; ama yüreğimin içine yerleştiremedim onları. George Stevens"benim yönetmenim" yapan, üçlemenin öteki filmi, <ı>Vadiler <ı>Aslanı oldu.
<ı>Kahraman <ı>Şerif gibi. Fred Zinneman'la tanıştığım filmdi bu. Kanım hemen ısındı yönetmene; daha sonraki filmlerini hiç kaçırmadım. Hepsini, özellikle <ı>İnsanlar <ı>Yaşadıkça'yı çok sevdim.
Sevdiklerim arasında en "gezgin"i Michael Curtiz'dir galiba. Curtiz. <ı>Vatan <ı>Kurtaran <ı>Aslan'dan <ı>Kazablanka'ya kadar uzanan değişik yollarda dolaştı, hepsinde de varacağı yere vardı.

***

Frank Capra'nın, seyrettiğim ne kadar filmi varsa, hepsini sevmişimdir. İkisini ise izlemekten hiç mi hiç bıkmam: <ı>Arsenik <ı>Kurbanları ile (isteyen "zevkimin içine tükürsün" ) <ı>Elmacı <ı>Kadın.
Billy Wilder'ın tiryakisi olduğum <ı>Bazıları <ı>Sıcak <ı>Sever'i onun sinemasını özetleyen bir filmdir sanki. Wilder'dan ikinci bir yapıt seçmem istenirse, Hitchock'u bile kıskandıracak bir gerilim filmini, <ı>Beklenmeyen <ı>Şahit'i söylerim.
Hollywood'un geleneksel öykü anlatma sanatının bir başka ustası John Huston da "benim yönetmenlerim" arasında. <ı>Altın <ı>Hazineleri, <ı>Afrika <ı>Kraliçesi, <ı>Malta <ı>Kartalı (sinemalarımızda <ı>Malta <ı>Şahini olarak değil, bu adla oynatılmıştı), "benim filmlerim"den bazıları. Üçünde de Humphrey Bogart'ın oynaması, keyfime keyif katmıştı.

***

Hollywood müzikallerini de oldum olası sevmişimdir. "Altın Çağ" müzikallerinin neredeyse hepsine bayılırım. Ama Stanley Donen'ın yeri başka. <ı>Yağmur <ı>Altında ile <ı>Yedi <ı>Kardeşe <ı>Yedi <ı>Gelin, film listemin "ilk on" unda yer alır. Donen'in müzikallerinde Gene Kelly'nin katkısı elbet unutulamaz; bazılarında adı "iki yönetmenden biri" olarak geçer. Ama benim gözümde Donen hep kamera arkasında, Kelly ise karşımızdaki o büyülü perdededir.

***

Evet, "benim yönetmenlerim" in önde gelenleri bunlar. Fassbinder'leri, Kieslowski'leri sayamıyorum. Ne haltedeyim, çocukluğu sinemayla yoğurulmuş, tutkulu, sıradan bir seyirciyim sadece.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.