MEHMET TEZKAN

25 Kasım 2003, Salı

Bu bayram sohbetlerin konusu ne olmamalı?

BU altıncı bayram.. Türkiye'yi dibe vurduran, on yıl geriye götüren, yüzbinlerce kişiyi işsiz bırakan büyük krizin üzerinden tam beş bayram geçti.. Bu bayram sabahı.. Şöyle bir düşünün.. Beş bayram öncesini hatırlayın.. 5 Mart 2001 gününü.. Krizin daha ondördüncü günüydü.. Daha başımıza geleceklerin farkında değildik.. Aslında bayram imdadımıza yetişmişti.. Bize de, piyasalara da derin bir soluk aldırmıştı.. O günler daha ne işinden olan vardı, ne kepenk indiren, ne işyerinin kapısına kilit vuran.. Daha felaketin başındaydık.. İlk bayramın konusu varsayımlardı.. Şöyle olacak diyorlar.. O kadarı da fazla.. Yok canım daha neler.. Gülün siz.. Bunlar iyi günleriniz.. Bayramdan sonra faturayı görünce dilimiz damağımıza yapıştı, nutkumuz tutuldu.. Çok ama çok uzun süre kendimize gelemedik... Krizden sonraki ikinci ve üçüncü bayramları yarı komada geçirdik.. Konuşma yeteneğimizi kaybetmemiştik ama konuşmuyorduk.. Çalışma gücümüz vardı ama kullanacağımız alan yoktu.. Yemek yemeyi seviyorduk ama ağzımızın tadı kaçmıştı.. Yani hem var, hem yoktuk.. Yaşamla ölüm arasına sıkışmış gibiydik.. Buna boşluk diyorlardı.. Dördüncü bayram geldiğinde komadan çıkmıştık.. Sağa sola saldırmaya hazır bir kaplan gibiydik.. Gerçi sağda, solda karın doyuracak av yoktu ama bu hep olmayacak anlamına gelmiyordu.. Önemli olan komadan çıkmaktı, ayağa kalkmaktı.. Dördüncü bayrama moralli girdik.. Neden mi? Türkiye'yi dibe vurduranlardan, işsiz, evsiz, aşşız bırakanlardan hesap sorulmuştu.. Daha da önemlisi, bu toplum ilk kez yaşadıklarını unutmadı.. Türk toplumunun hafızası yoktur sözünü boşa çıkardı.. Tashih etti.. Hem hesap sorulmuş hem de siyasi istikrar sağlanmıştı.. Gerçi kepenklerin bir günde açılacağı, yüzbinlerce kişinin akşam işsiz yatıp sabah işle uyanacağı yoktu ama en azından umut vardı.. Dördüncü bayrama damgasını da bu umut vurdu.. Birinci bayram doları.. İkinci bayram işsizliği.. Üçüncü bayram parasızlığı.. Dördüncü bayram yeni iktidarı.. Beşinci bayram Irak'ı konuştuk.. Yaşam ne kadar hızlı akıp gidiyor değil mi? Gündem ne kadar hızlı değişiyor.. Zaman zaman acaba diyorum, bu Türkiye'ye özgü bir yaşam biçimi mi? Son üç yıla neler sığdırmışız.. 50 yılın en büyük krizi, ülkenin geleceğini belirleyecek büyük bir savaş.. Yeni bir iktidar.. Her bayrama farklı bir gündemle girmişiz.. Her bayramda sohbetlerin konusu farklı olmuş.. Peki ya bugün.. Bayram gezmelerinin, eş dost ziyaretlerinin başlıca konusu ne? Ben buradayım diyen, kapımızı çalan terör mü? Hayır.. Terör, bayrama damgasını vurmamalı.. Bayramlar umuttur, sevgidir, dayanışmadır, yardımlaşmadır.. Adı üstünde bayramdır.. Bayramı, bayram gibi yaşayalım.. Gülümseyen değil, gülen yüzlerle, ışıldayan gözlerle.. Ramazan Bayramı'nız kutlu olsun..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.