LEVENT TÜZEMEN

04 Mart 2004, Perşembe

Avrupa ışığı da söndü

Galatasaraylı futbolcular cep sinemasını andıran stadı görünce, tribünlerin sahaya olan yakınlığından dolayı, "Baskılı bir tezahürat altında oynayacağız" ürküntüsü içindeydi. 30 bin kişilik El Madrigal Stadı'nda korkulan olmadı, tribünler seyrek saç gibiydi. Villarrealli taraftarlar maça ilgisiz kalmıştı. Bu handikapı kapatmak için ilginç bir tezahürat gözlemledik. Sarı gömlekli adamlar ellerindeki davullarla taraftarı coşturuyor, Galatasaray'ı kuru gürültüde boğmak istiyorlardı. Galatasaraylı futbolcular bu tuzağın içine düştü. Panik, stres ve korku, sarı-kırmızılı futbolcuların ayağa üst üste 3 pas yapmalarını engelledi. Geçmişte Bilbao'da, Barcelona'da, son olarak da San Sebastian'da final maçlarında hüsran yaşayan Galatasaray yine Avrupa'da doğuş için İspanya'da sahne alıyordu. Ama şeytanın bacağı kırılamadı. İlk 20 dakikada yürüyerek hücum eden Villarreal'i G.Saray durduramıyordu. Kazanılan toplar aceleden isabetli pasa dönüşemiyor, İspanyollar antrenman maçı rahatlığıyla top dolaştırıyordu. Riquelme'nin göstere göstere attığı çalımları Galatasaraylı futbolcular seyrediyor, Arjantinli futbolcuyu durdurmak için hemen faul yapıyorlardı. Villarreal, ahım şahım bir takım değildi. Ancak herkes zekası kadar oynuyor, paslar da topu iyi kullanabilecek adamlara atılıyordu. Galatasaray hırpani görüntüsü ile iki pozisyon yakaladı. İlkinde Batista'nın şutu direkten döndü ama Ümit Karan'ın "Armut piş ağzıma düş" şeklinde indirdiği topu Hakan Şükür boş kaleye dürtemedi. Galatasaray, Atina'daki Olympiakos maçında bile bu kadar kötü oynamamıştı. Çünkü oyuncular kafaca 'Biz bu maçı alırız' hırsında ve inancında değildi. Ataklar bilerek görerek değil, ezbere yapılıyordu. Devreyi gol yemeden bitirmek Galatasaray'a futbol tanrılarının bir lütfuydu. Teknik direktör Fatih Terim, dökülen Murat'ın yerine Sabri'yi oyuna aldı. Hedef bir gol bulup, turu cebe koymaktı. Ama ikinci yarının ilk 15 dakikasında beceri ve zekanın, beceriksizlik ve zekasızlığa karşı kazandığı zaferi gördük. Anderson'un attığı gol akıl doluydu, Roger'in santradan Mondragon'u avlaması da vuruş tekniğinin ve çabuk düşüncenin bir ürünüydü. 2-0'a rağmen Galatasaray 2- 2'yi yakalayabilecek pozisyonlar buldu. Ama Ümit Karan topa nasıl vurulacağını bilmediği için golleri kaçırdı. Galatasaray için ligden sonra Avrupa'daki ışık da söndü.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.