LEVENT TÜZEMEN
Anadolu'nun zaferi
Sabah Gazetesi 3 Kasım 2002 seçiminde AKP'nin tek başına iktidar olmasını "Anadolu ihtilali" olarak 9 sütuna manşet yapmıştı. Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan bu müthiş zaferi, <ı>"Ben <ı>sessiz <ı>çoğunluğun <ı>sesi, <ı>kimsesizlerin <ı>kimiyim" sözleriyle anlatmıştı. AKP'nin elde ettiği zafer demokrasinin ve özgür iradenin zaferiydi. AKP'yi tek başına iktidara getiren yüzde 34'lük oyların içinde hiçbir baskı ve özgür iradeye hiçbir müdahale yoktu.
Sayın Erdoğan ilk açıklamasında tam 7 mesaj verdi. Bu mesajlardan birinde çok önemli bir vurguda bulundu: <ı>"Hak <ı>ve <ı>özgürlüklerin <ı>önünü <ı>açacağız."
19 Ocak'ta Federasyon Başkanlığı seçimi yapıldı. AKP'nin çıkardığı "<ı>Federasyon <ı>Başkanları <ı>üniversite <ı>mezunu <ı>olmalı" yasasıyla "Hak ve özgürlüğü" elinden alınan Haluk Ulusoy, Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden elde ettiği hak ve özgürlük sayesinde önce aday oldu, sonra da başkan seçildi. Ulusoy'un bu zaferi Sayın Erdoğan'ı tek başına iktidar yapan 'sessiz çoğunluğun' zaferiydi. AKP'ye kucak açan Anadolu o kucağını Ulusoy'a açtı. Hak ve özgürlüklerini koruma konusunda tüm baskılara direnenler Ulusoy'u başkanlık koltuğuna oturttu. Bu zafer bir ölçüde, <ı>"Sporun <ı>içinde <ı>siyaset <ı>olmamalı" mesajını veriyordu.
Devletin görevi kaos yaratmak değil kaosu çözmektir. Futbol Federasyonu'nun özerk yapısı içinde Ulusoy tıpkı Erdoğan gibi <ı>"Hak <ı>ve <ı>özgürlüklere" değer veren 109 kişinin oylarıyla seçilmiştir. 18 Ocak gecesi Shareton Oteli'ndeki sohbetler sırasında Anadolu kulüplerin temsilcileri şöyle demişti: <ı>"Biz <ı>asla <ı>hükümete <ı>karşı <ı>değiliz <ı>ama <ı>Ulusoy'u <ı>başkan <ı>istiyoruz.. <ı>Biz <ı>Anadolu'yuz. <ı>Anadolu <ı>kulüpleri <ı>lehine <ı>neler <ı>yaptığını <ı>biliyoruz."
Ulusoy'la Türk futbolunun Milli Takım ve kulüpler bazında katettiği mesafe ve elde ettiği başarılar, milletin hafızasındadır. Yönetme konusunda Ulusoy'un zaafları, bazı kulüplerle sürtüşmesi olmuştur. Ancak sevapları günahlarından fazladır. Ulusoy'un yeni listesi bile geçmişe sünger çektiğinin kanıtıdır.
Türkiye'nin Ulusoy döneminde yakalanan başarıların ardındaki en büyük paye hükümetlerindir. Gelecekte yakalanacak başarıların da mimarı yine işbaşındaki hükümetler olacaktır. Hükümetler bence lider konumundadır. AKP hükümetinin de Türkiye'nin bugün lideri sayın Erdoğan'dır. Liderin görevi mesaj vermek, toplumun görevi de liderinin mesajını algılamaktır. Lider de mesajının nasıl algılandığını izlemelidir. Bugün Ulusoy'u yok etme düşüncesi AKP'yi iktidar yapan "Hak ve özgürlüklerin önünü açacağız" düşüncesine terstir. Yaşanacak restleşmeler, inatlaşmalar demokrasideki en büyük güç olan "Sessiz çoğunluğun" daha büyük tepkilerine yol açar.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.