HINCAL ULUÇ

06 Temmuz 2004, Salı

İstanbul polisine alkış..

NATO zirvesi sırasında İstanbul polisi, trafik dahil her türlü birimi ile harika bir çalışma örneği verdi. Türkiye'nin adını çok karaya çıkarabilecek günleri, hem de nasıl pırıl pırıl atlattık.
İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü'nden başlayarak, gazetemiz önünde nöbet tutan rütbesiz memurlara kadar her birini ayrı ayrı kutluyorum..
İzin yapmadan, evlerine gitmeden hatta hem de nasıl stresli günler geçirdiler, ama başardılar.. İstanbul polisi, alkış yetmez, ödüle layıktır. Bilmiyorum böyle bir sistemimiz var mı?.
İzinsiz gösterilerdeki tutumu dolayısı ile polise yönelik eleştirilere de katılmıyorum.
Kendinizi o yasadışı toplantının yapıldığı yerin halkı olarak düşünün.. Üstelik zengin de değil, orta halli, hatta fakir semtler buralar.. Ekranda gördünüz mü, vitrin camları nasıl öfke ile parçalanıyor, kimbilir ne fedakârlıklarla alınabilmiş otomobiller, nasıl bir orgazm heyecanı ile ters çevriliyor..
Bunlara yapanları insan kabul ediyorsanız, onlara insanca muamele yapılmayışını kınayabilirsiniz.. Vahşi sürüleri çok daha, nerdeyse onda bir oranda bir güçle durdurmak zorunda iseniz, güç kullanmak zorundasınız. Dünyanın en demokrat, en ileri ülkelerinin polisi de kullanır.
Yasadışı kitlesel eylemlerin, çığırından çıkmadan, cana ve mala büyük zararlar vermeden önlenebilmesi, bir yerde de polisten korkulması ile mümkündür. Bunu sağlamanın da bir yoludur, belli ölçü içinde şiddet kullanmak.. Yoksa ortaya öyle sonuçlar çıkar, öyle büyük zararlar görürüz ki..
6-7 Eylül'ü yaşamış İstanbullular ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır.
Medya son yıllarda polisi çok yıprattı. Bu topraklar içinde güven içinde yaşamak, sabah kalktığımızda arabamızı bıraktığımız yerde bulacağımızdan, dükkânımızı bıraktığımız gibi açacağımızdan, bakkala gönderdiğimiz küçük kızımızın sağ salim geri döneceğinden emin olmak istiyorsak eğer, polise saygınlığını iade etmek zorundayız bir.. Polisten korkuyu geri getirmek zorundayız iki..
Sahneyi görmediniz mi?.. Savaş hazırlığı yapmışlar.. Maskeler.. Gaz bombalarını geri atacak eldivenli kıtalar.. Kar başlıkları.. Molotof kokteylleri.. Uzun ve kalın sopalar.. Önüne gelene her şeyi yakıp, yıkma.. Bu mudur, fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplanma ve yürüme özgürlüğü..
Savaşa hazırlananla savaşılır.. Bu böyle biline..
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.. Zengin semtlerde oturup polise ahkâm kesenlerin, bu olayları kendi mahallelerinde yaşadıklarında neler yazıp söyleyeceklerini çok merak ederim hep..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.