HINCAL ULUÇ

15 Eylül 2007, Cumartesi

Pavarotti!.. Operayı halka götüren adam!..

Burunlarından kıl aldırmayan opera eleştirmenlerine göre, Pavarotti, Domingo ve Carreras Üç Tenor Konserleri çöptü.. Ucuzluktu. Kızıyorlardı. Çünkü bu konserler opera gibi bir yüksek sınıf sanatını halk indirmiş, ona buna sakız etmişti.
Dedikleri istatistik olarak doğruydu. O zamana kadar dünyadaki ünlü birkaç opera binasına gelebilen üst sınıfın malı opera, bu konserlerle, binlere, yüzbinlere açılmış, Amerika'dan Çin'e yığınla ülkede on binleri geniş alanlara, milyonları ekran başına toplamıştı. Roma'daki ilk konserin albümü, dünyanın en çok satan plakları arasına girmişti.
Operayı, klasik müziği ucuzlatmanın baş sorumlusu da Pavarotti'ydi. Çünkü konserleri popüler yapan, asıl onun popüler kimliği, cazibesiydi. Halk onu sevmişti. Kaldı ki, Pavarotti, klasik müziği ucuzlatmakta dahasını da yapmış, yanına aldığı ve "Pavarotti ve Dostları" adını verdiği popçularla, konserler vermiş, plaklar yapmıştı.. Elton John, Sting, Bono, Paul McCartney Pavarotti'yle çalıp söylemişlerdi. Böyle ihanet olur muydu?.
Züppe eleştirmenler, birbirlerine yazıp okuduklarıyla kaldılar. Çünkü onlar dışında herkes, Pavarotti ve arkadaşlarının çok kutsal bir şey yaptıklarına inandı.
Operayı halka indirmek değildi bunun adı.. Halkı operaya yükseltmekti.. O zamana kadar opera deyince, sadece önünden geçtikleri görkemli binaları düşünenler şimdi, futbol maçlarında yumruklarını havaya kaldırdıklarında "Zafer" şarkılarını Puccini'den, Turandot Operası'ndan "Vinçero.. Vinçero" diye haykırıyorlardı.
Opera üçlü sayesinde milyonların sevgilisi olmuştu.
İlk konserlerinde oradaydım. Roma'da.. Yıl 1990.. Caracallas Harabeleri'nde Pavarotti, Domingo, Carreras konserini duyunca her kapıyı çaldım, bilet için. "Alay mı ediyorsun" dediler. "Aylar evvel bitti.."
Karaborsa fiyatları cebimdeki bütün dövizi götürürdü. Şehri keşfe çıktım.. Tam Caracallas Harabeleri'nin orda bir minik restoran buldum. Girdim.. Televizyonu vardı. Pazarlık yaptım, patron kadınla.. Gece boyunca ekranda konserin naklen yayını olacaktı. Televizyonun tam karşısındaki masa bana ve arkadaşlarıma ayrılacaktı. Ben de üç şişe şampanya açtıracaktım.
"Peki" dedi kadın.. Akşam Köln'den gelen arkadaşım Taş Kafa Vural ve konsere yetişmek için gaza basıp defalarca ceza ödemek zorunda kalan ve son dakikada yetişen, Milano yolcusu Mustafa Denizli ile masamıza kurulduk. Canlı yayında izledik, hemen 100 metre öteden de havayı kokladık.. Nerdeyse oradaydık.
1994'te, bu defa Los Angeles'te stadın içindeydim.. 300 dolarlık biletimi, FİFA Onur Üyesi Necdet Ağabey (Çobanlı) aylar önce ayırtmıştı. Sahanın içindeki sandalyeler bin dolarlıktı. En önde de Frank Sinatra ve Gene Kelly eşleriyle oturuyorlardı..
Konserin "Hollywood'a Selam" bölümünde tenorlar birlikte My Way'i okudular önce, Frank Sinatra'nın önüne gelip.. Eğilip selam verdiler. Sinatra güçlükle doğruldu yerinden, eşi Nancy'nin yardımıyla. Ayakta alkışladı..
Sonra Singing in the Rain'e (Yağmur Altında) başladılar. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dansçı, şarkıcı, oyuncularından Gene Kelly'nin müzikal sinema tarihine geçen sahnesinin şarkısına..
Dev ekranda Gene Kelly'yi gördüm.. O da karısına yaslanmış ayakta durmaya çalışıyordu. Kamera yüzüne yaklaştı. Gene Kelly ağlıyordu. Yağmur gibi yaşlar düşüyordu gözlerinden yanaklarına..
Bu Pavarotti'yi de Sinatra'yı da, Kelly'i de son görüşümmüş, meğer!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.