HINCAL ULUÇ
Karmakarışık bayram notları!..
Hem de ne biçim bayram haftasının son günü.. "Ne yazsam?.. Ne yazsam?.." diye düşünürken "Bayram notları" yazmaya karar verdim sonunda. Hem okunması kolay.. Hem de bir hafta bayram boyu "Yazılabilir" diye aldığım notlar var.. Onlardan kurtulur, yeni haftaya tazelenmiş gireriz..
El öpmeye İzmir'e giderken, Öcal Ağbimler (Özay yengemle), bu defa İstanbul'a geldiler.
Kemaller (Nükhet yengemizle) Ankara'dan geldi. Serpil ve Fethi'nin oğlu Ömerler (Başak gelin de tabii) ve ailemizin dördüncü kuşağındaki iki muhteşem minik yeğenden biri, kızları Leyla da beraber..
Geleneksel el öpme ve ağbimin bayram harçlıklarımız ve hediyelerimizi içeren mendil dağıtım şöleni, bu defa Serpillerin Tuzla'daki evinde gerçekleşti. Ağbimin elini öpen, kırmızı mendili alıyor.. İçinde bir numara var.. Bağırıyor numarayı.. Ercan o numaralı poşeti getiriyor.. Sonrası "Ne çıktı?.. Ne çıktı" şenliği..
Bayramın ilk günü Yüksel Aytuğ, Bolu tünelindeki kazayı yazmış.. TIR'ın dorsesinde bir araba.. İçi insan dolu.. Arabanın önünde fıçı fıçı tinerler gene dorsede.. En yanıcı madde.. Bayram trafiğinin nasıl bela olduğu belli.. İçişleri Bakanlığı özel önlem almış (!) yollarda.. Bu TIR Gebze'den Bolu'ya kadar elini kolunu sallaya sallaya gidiyor..
Kaza.. Yanarak beş ölü..
Bir Allahın kulu trafik polisi, ya da jandarması "Hemşerim böyle nereye" demiyor, ülkenin en iyi kontrol edilen yolunda.. Artık neyi kontrol ediyorlarsa.. "Niye" diyor Yüksel?.
Dese, diyen olsa şaşarım ben Yüksel!.. Bu ülkede trafik niye en büyük terör sanıyorsun?.
Valla Bodrum'dan haber geldi.. Adım atacak yer yok.. En pahalı otellerde bile yer yokmuş bayramda Bodrum'da.. Nasıl kötü reklamsa.. Bu bir..
Mehmet Kocadon aslında, reklamını iyi yaptırıyor ama bana sorarsanız iyi bir Belediye Başkanı değil.. Kaç yıldır giderim Bodrum'a.. Ayni sorunlar ayni yerde duruyor. Teşebbüsü bile yok, düzeltmeye..
Ortalık sakinleşirse şap gibi açıkta kalacak, iyi biliyor.
Rusya ile ilişkiler düzelirken "Ya öldürülen pilot" diye sorular ortaya atılmış, hükümet sözcüsü de "Ailenin bir isteği olursa çözeriz" demişti.
Haberler üzerine Kemer Sivil Toplum örgütleri bir araya gelmişler ve Belediye Başkanı'na "Biz aileye bir ev armağan etmek istiyoruz, başımıza geç" demişler. Ne kadar insancıl, Türkiye'nin dış tanıtımı açısından ne kadar harika bir davranış. Başkan da gönüllü kabul etmiş tabii.. Kim etmez ki?.
Vay sen misin eden?. Başkan MHP'li.. Hem de bir Rus aileye ev ha!..
Kafası hâlâ "Moskof"a takılı kalmış, Rus ailelerin Türk turizmi hele Antalya yöresi için ne anlama geldiğini zerre umursamayan Bahçeli etmez tabii.
Savaş baltasını anında çıkardı ve Başkanı kesin ihraç talebi ile disipline sevk etti. O partiden kesin ihracı gereken ilk kişi kendisi iken..
Erol'u, beni, onunla benim nasıl yakın, nasıl içten dost olduğumuzu zerre bilmeden..
Eski İsrail Cumhurbaşkanı Simon Perez, "One Minute" denen başkan yani, uzun yıllar sonra ulaşılan barış üzerine "Tavizler verilerek ulaşılan barış, uzlaşmaz dünyaya yeğdir" demiş, Cansu Çamlıbel'le yaptığı röportajda (Hürriyet)..
"İsrail davası.. Rus davası.. Türk turizmi öldü.. Türk ihracatı öldü" diye hem de ne biçim saldıranlar, şimdi İsrail ve Rusya ile aramız eskiden de beter olsun diye çırpınırken söylüyor, Peres bunları..
Ne bilsin adam ki, bu ülkede amaç hiç bir zaman üzüm yemek olmadı.. Eline sopayı alan, bağcıyı dövdükçe mutlu olur bizde..
Peres ile şahsen tanıştım. Bu köşede uzun uzun anlatmıştım. Bir 29 Ekim'de Tel Aviv Büyükelçimiz Namık Tan'ın evindeki resepsiyona gitmiştik.
Peres, o geceye katılmıştı. Bir köşede.. Etrafı çevrili.. Tan beni aldı ona götürdü. Tanıştırdı. Peres elini uzattı.. El sıkıştık. Fotoğraflar çekildi, ama bırakmıyor.. Bana Türk- İsrail dostluğunun önemini anlattı uzun uzun.. Tarihi Yafa semtinde tarihi bir evi, "Türk Kültür Evi" yapmak üzere bize verdiklerini söyledi.. "Git muhakkak gör" dedi.. "İki ay sonra sizin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bey'le kurdelayı keseceğiz.."
O sırada işte işler bozuldu. Türk Kültür Evi açılmadı. Zamanı gelmiştir.
Kanat Atkaya, turun hakkını veren yazarlardan.. "İki tekerlek üzerinde yazılan bir destan" başlığı koymuş yazısına.. "Turu seyredin" diyor..
Kanat'la, sadece yorumcular konusunda ayni fikirde değilim. Ben Eurosport yorumcularından hatta zaman zaman utanıyorum. Bir Contador aşkları var yıllardır, bir de onu geçen Fromme nefretleri..
Hele 6. etapta iyice azdılar.. Contador ikinci etapta kaza yapmış ve omzu yaralanmıştı. Fromme beşinci etap başlarken televizyonlara "Contador sakatlandığı zaman atak yapmadık. Sonraki etaplarda da yapmadık. Onun düzelmesini bekliyoruz" diye, Fair Play/ Sportmenlik tarihine altın harflerle geçecek" bir açıklama yaptı..
Beşinci etapta Contador gene kaldı.. 30 saniye daha kaybetti. Geriden tek başına gelişini şaşkınlıkla izledim. Koca Tinkoff takımında kaptanı çekmek için bekleyen tek kişi çıkmadı. Olacak şey değil. Bu nasıl takım ruhu.. Bu nasıl Tinkoff için yüz karası bir durum.. Eurospor yorumcuları, Contador'un kaldığı atağı sanki Fromme, ya da onun takımından biri yapmış gibi "Fromme'un söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmuyor" deme ayıbını yapmazlar mı?. Tam bir algı mühendisliği.. Pes artık.. Nefretlerini o kadar saklayamıyorlar Kanat!..
"Oğlun Emre'nin doğum gününde olmadıktan sonra, kuş olmak neye yarar?."
Esra Şimşek tüm politikacılara ders vermiş..
"Politika gelir geçer, herkes, her şey gelir geçer, unutmayın.. Ama aile, hep sizin ailenizdir. Hiç unutmayın!.."
Bir daha..
Geçmiş bayramınız kutlu olsun!.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.